Antalya'da su altı temizliği gerçekleştiren dalgıçlar, Hıdırellez geleneği kapsamında denize bırakılan dilek kağıtlarının ve plastik atıkların deniz ekosistemine ciddi zararlar verdiğini bildirdi. Uzmanlar, bu atıkların aylar geçmesine rağmen su altında kaldığını ve balıklar tarafından tüketildiğini belirtti.

Sualtı Atıkları Canlı Popülasyonunu Riski Atıyor

Tanıtım dalış uzmanı Seçkin Tedik, Konyaaltı Su Altı Sporları Kulübü ile yürüttükleri çalışmalarda plastik atıklar, ağır metaller ve araç lastikleri gibi çeşitli materyaller bulduklarını açıkladı. Tedik, Hıdırellez'in üzerinden yaklaşık 3 ay geçmesine rağmen hala deniz tabanında dilek kağıtlarına rastladıklarını ve balıkların bu kağıtları yiyerek öldüğünü gözlemlediklerini ifade etti.

Deniz canlılarının bu atıkları barınma alanı sanarak içine girdiklerini söyleyen Tedik, su üstündeki çöplerin görünmez olmasının temizlik anlamına gelmediğini ve su altındaki yaşamın korunması gerektiğini vurguladı.

Antalya Yat Limanı'ndan 6 Ton Çöp Çıkarıldı

Dalış eğitmeni Mustafa Karsamba, ANSAK Su Altı Sporları Kulübü olarak COP31 kapsamında Antalya Valiliği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi organizasyonuyla temizlik faaliyetleri yürüttüklerini belirtti. Karsamba, Kaleiçi Yat Limanı, balıkçı barınağı ve Konyaaltı Sahili ile birlikte özellikle Antalya Yat Limanı'ndan 6 ton çöp çıkarıldığını bildirdi.

Kirliliğin yaz aylarında belirgin şekilde arttığını belirten Karsamba, kış döneminde çok az rastladıkları pet şişelerin yaz mevsiminde her dalışta karşılarına çıktığını ve temizlik çalışmalarının yetersiz kaldığını dile getirdi.

Ne anlama geliyor?

Deniz ekosistemindeki kirlilik, özellikle biyolojik olarak parçalanması zor olan maddelerin su altına bırakılmasıyla ortaya çıkar. Bu durum, besin zincirinin en alt halkalarından başlayarak tüm deniz canlılarını etkileyen bir süreci başlatır. Canlılar, yabancı maddeleri besinle karıştırdığında sindirim sistemlerinde tıkanmalar meydana gelir ve bu durum hayati riskler oluşturur.

Yapay nesnelerin deniz tabanına yerleşmesi, canlıların doğal yuvalanma alışkanlıklarını bozar. Zararlı kimyasallar içeren maddeler suyla temas ettiğinde çevreye yayılır ve suyun kimyasal yapısını değiştirerek popülasyon dengesini sarsar. Bu süreç, kıyı şeritlerinde yapılan temizliklerin sadece yüzeysel kaldığını, asıl kirliliğin derinlerde biriktiğini gösterir.