Bir federal hakim, Apple'a karşı açılan ve şirketin çocuk cinsel istismarı görüntülerinin iCloud'da depolanmasını engellememedeki sorumluluğunu sorgulayan toplu dava talebini reddetti. Hakim Noël Wise, karar verilirken internet hizmet sağlayıcılarını yayın sorumluluğundan koruma amaçlı Communications Decency Act'in 230. maddesi hükmünü uyguladı.

Davanın Arka Planı ve İddialar

Dava, çocukken yaşadıkları istismarın görüntülerinin Apple'ın bulut depolama hizmetinde dolaşmaya devam ettiğini belirten Amy ve Jessica adlı iki mağdur tarafından açılmıştı. Kırk iki kişiyi temsilen Kaliforniya Kuzey Bölgesi'nde Aralık 2024'te açılan davada ilk olarak 1,2 milyar dolar tazminat talep edilirken, sonraki dosyalamalar bu tutarı 32,8 milyar dolara çıkarmış ve mahkemenin Apple'ı bu materyali tespit etmesi, engel koyması ve bildirmesi için zorunlu kılmasını istemişti.

Apple'ın İnsan Moderasyonu Kararı

Söz konusu teknoloji, 2021'de açıklanan ancak kısa süre sonra iptal edilen NeuralHash adlı otomatik tarama sistemi idi. Bu sistem, fotoğrafların iCloud Fotoğraflar'a ulaşmadan önce bilinen istismar görüntülerinin veri tabanlarıyla eşleştirme yapacaktı. Ancak araştırmacılar ve gizlilik grupları, bu amaçla inşa edilen tarama altyapısının daha sonra başka amaçlar için genişletilebileceği uyarısında bulunmuş; Apple baskı sonrası sistem geliştirmeyi durdurmuş ve Aralık 2022'de tamamıyla terketmişti. Şirket bunun yerine Haberleşme Güvenliği gibi alternatif çözümlere odaklandığını belirtmişti.

Yargıçın Kararı ve Yasaların Rolü

Hakim Wise, tarafların esas olarak Apple'ı kullanıcıları tarafından oluşturulan içeriği kaldıramaması nedeniyle sorumlu tutmak istediğini tespit etti; bu da talepleri internet hizmetlerini yayın sorumluluğundan koruyan 1996 tarihli 230. maddesi kapsamına sokmaktadır. Yargıç ayrıca Apple'ı yeni araçlar geliştirmeye veya mevcut olanları kullanmaya zorlayan bir federal yasa olmadığını belirtmiş ve kararında 'Bu sorunu çözmek yasama organının görevidir. Bu mahkeme bunu yapamaz' demiştir. Davacıların avukatları karara itiraz etmeyi ve başka yasal seçenekleri değerlendirmeyi düşündüğünü açıklamıştır.

Geniş Çerçevede Benzer Davaların Seyri

Geçen yılda Section 230 hükmü, tasarım seçimleri üzerine odaklanan iki davada aşıldı. Bu davalardan birinde Meta'ya Yeni Meksika'da 375 milyon dolar tazminat, başka birinde ise Meta ve YouTube'a birleşik olarak daha küçük bir tutarda tazminat verilmişti. Karşılaştırma olarak, 2023'te Apple Kayıp ve Sömürülen Çocuk Ulusal Merkezi'ne 267 rapor gönderirken, Google 1,47 milyon, Meta ise 30,6 milyondan fazla rapor göndermişti.

Ne anlama geliyor?

Bu karar, içerik yönetimi ile gizlilik ve güvenlik arasında çok hassas bir dengeyi gözler önüne seriyor. Platform şirketleri, kullanıcıları korumak adına otomatik tarama sistemleri kurmaya kalktığında, bu altyapıların istenmeyen gözetim amaçlarına dönüştürülme riski ortaya çıkıyor. Yargıçın vurguladığı gibi, böyle durumların çözümü yasal düzlemdedir; mahkemeler şirketleri teknoloji geliştirmeye zorlayamazlar.

Benzer davaların birkaçı farklı hukuki temellerle kazanılmış olsa da, Section 230 kalkanı çok geniş ve pek çok davanın kalıplaştırılmış halidir. Bunun nedeni, internet hizmet sağlayıcılarının milyonlarca kullanıcının paylaştığı içerik için tamamıyla sorumlu tutulması durumunda çalışamaz hâle gelmesi gerçeğidir. Buna karşın, platform tasarımı ve algoritmaları gibi şirketin kendi seçimleri, davaların başka yönlerinden saldırıya uğrayabilir.

Türkiye'de de internet platform şirketlerinin sorumluluk alanları tartışmalı ve genişlemekte olan bir konudur. Çocuk güvenliği, gizlilik ve şirket özerkliği arasındaki denge, dünyanın pek çok ülkesinde yasal boşluklara neden olmakta; bu durum, hükümetleri yeni düzenlemeler çıkarmaya itmiştir. Avrupa'nın Çocuk Cinsel İstismarı Yönetmeliği dört yıldır özel mesajların taranıp taranmayacağı konusunda tartışılmaktadır.