Avrupa’nın önde gelen girişimcileri ve yatırımcıları, kıta genelinde geçerli olacak yeni şirket statüsü olan EU Inc’in dilenciliğinden vazgeçmeye niyetli olmadığını gösteren ortak bir mektup yayımladı. 10 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna sunulan bu çağrıda, Avrupa Birliği yasama organlarının mevcut taslağı zayıflatmaması ve sürecin kurallarına sadık kalınması talep edildi. Mektupta, yeni hukuki çerçevenin Avrupa şirketlerinin büyümesini yavaşlatan bürokratik engelleri kaldıracağı ve yeni bir girişimcilik dalgasını tetikleyeceği vurgulandı.

Ortak çerçeve ve yasal endişeler

EU Inc kampanyası, şirketlerin tek bir ortak mevzuat altında ortaklaşa kurularak tüm AB bloğunda sorunsuz çalışmasını sağlamayı amaçlıyor. Kampanya destekçileri, Avrupa Birliği’nin en üst düzey yetkililerinden onay alsa da, nihai yasanın kullanılamaz hale gelmemesi için süreçteki teknik detaylara sıkı sıkıya bağlı kalınmasını istiyor. Özellikle, şirketlerin tek bir merkezi sicile kaydedilmesi ve çalışanların hisse opsiyonlarını yalnızca fiilen nakde çevirdikleri anda vergilendirilmesi konularında taviz verilmemesi gerektiği belirtildi. Avrupa Parlamentosu ve Konsey’in üzerinde henüz uzlaşmaya varılmamış olan metni, kış arası tatiline girmeden önceki yaklaşık 100 günlük sürede son halini alacak.

Ulusal lobiler ve süreçteki gerilim

Avrupa’daki yasa yapım süreçlerinde alışıldık olduğu üzere, ulusal çıkar odaklı lobi grupları da masaya dahil oldu. Almanya’daki noterler odası, Avrupa Komisyonu’nun sunduğu önerideki bazı unsurları eleştirerek kendi pozisyonunu ortaya koydu. Ancak süreç hâlâ devam etmekte olup, İrlanda ve diğer ülkelerdeki yatırımcıların da desteğiyle hareket eden girişimci topluluk, yasanın temel özelliklerinin sulandırılmasına karşı direniyor. 2024 yılında benzer bir itirazda bulunan Index Ventures ortağı Martin Mignot, ‘cennet detaylarda gizlidir’ diyerek bu süreçteki dikkatli takibi vurgulamıştı. Mevcut mektup, bu titizliğin sürdüğünü ve sektörün yasal sürecin sonucunu yakından izlediğini kanıtlıyor.

Ne anlama geliyor?

Bu gelişme, büyük ölçekli şirketlerin farklı ülkelerde faaliyet gösterirken karşılaştığı yasal karmaşıklıkları azaltmayı hedefleyen bir mekanizmanın hayata geçirilmesine yönelik kritik bir aşamadır. Ortak bir hukuki statü, şirketlerin kıta genelinde sermaye toplama, personel işe alma ve operasyonel süreçleri yönetme adımlarında tek bir prosedür uygulamasına olanak tanır. Bu durum, bürokratik yükü hafifleterek sermayenin daha hızlı dolaşımını ve girişimlerin ölçeklenmesini kolaylaştırır. Kullanıcılar ve yatırımcılar açısından bu, kıtalararası sınırların yarattığı kesintilerin azalması ve iş süreçlerinin standartlaşması anlamına gelir. Sektör için ise, yasal çerçevenin netliği, uzun vadeli yatırım kararları üzerinde belirleyici bir etken haline gelir.