Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılına hazırlık sürecinde bütçe dağılımı ve altyapı yatırımlarına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Tekin, genel bütçeden eğitime ayrılan payın son 20 yılda yüzde 7'lerden yüzde 15'lere yükseltildiğini belirterek, bu kaynakların derslik sayısını artırma ve eğitime erişim sorunlarını çözmede kilit rol oynadığını vurguladı.

Derslik sayısı 500 bin arttı

Bakan Tekin, 2002 yılındaki altyapı durumunu aktarırken, o dönemde Türkiye'de yaklaşık 357 bin derslik bulunduğunu hatırlattı. Deprem ve doğal afetler ile ekonomik ömrünü tamamlamış yapılar nedeniyle bu sayının önemli ölçüde azaldığını ifade eden Tekin, geriye kalan 150-200 bin civarındaki dersliğin, öğrencilerin kalabalık sınıflarda eğitim almasına neden olduğunu söyledi. Yapılan yatırımlar sonucunda bugün toplam derslik sayısının 760 bine yaklaştığını belirten bakan, bu dönemde yaklaşık 500 bin ilave derslik inşa edildiğinin altını çizdi.

Eğitime erişim ve taşımalı eğitim sistemi

Sadece fiziki altyapıyla sınırlı kalmayan çalışmalarda, eğitime erişim engellerinin kaldırılmasına yönelik adımlar da atıldı. Tekin, geçmişte köylerden ilçe merkezlerine ulaşım sorunları nedeniyle ortaokul eğitimine devam edemeyen öğrenciler için taşımalı eğitim sisteminin devreye alındığını açıkladı. Bu sistemle birlikte coğrafi dezavantajların minimize edildiğini ve öğrencilerin eğitim hakkına kesintisiz erişim sağlandığını dile getirdi.

Ne anlama geliyor?

Devlet bütçesinde bir sektöre ayrılan payın artması, o alandaki fiziki kapasitenin ve hizmet kalitesinin doğrudan yükselmesi anlamına gelir. Eğitim altyapısına yapılan bu yoğun yatırım, sınıflardaki yoğunluk oranlarını düşürerek bireysel öğrenme koşullarını iyileştirir. Bir sıraya birden fazla öğrencinin oturmak zorunda kaldığı ortamların, tekil öğrenci odaklı ve öğretmen desteğinin daha etkili olduğu mekanlara dönüşmesi, akademik başarı ve psikolojik gelişim açısından kritik bir değişimdir. Ayrıca, coğrafi olarak merkezlerden uzak bölgelerdeki öğrenciler için ulaşım destekli eğitim modelleri, fırsat eşitliği ilkesinin somut bir uygulaması olarak öne çıkar. Bu tür yapısal düzenlemeler, kentsel ve kırsal kesim arasındaki eğitim kalitesi makasını daraltarak, sistemin genel verimliliğini artırır ve uzun vadede insani sermaye birikimine katkıda bulunur.