ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da üst düzey yapay zeka yöneticileriyle gerçekleştirdiği öğle yemeğinde imzaladığı idari emirle, 70 yıllık bir terminolojik geleneği sona erdirerek 'yapay zeka' ifadesini resmen yasakladı. Trump'ın bu kararına göre, ABD hükümeti bu alanı artık 'Süper Zeka' olarak adlandıracak. WIRED dergisinin aktardığına göre, bu ani değişiklik fikri ilk olarak 23 Eylül tarihli Birleşmiş Milletler konuşmasında bir ipucu olarak verilmiş, ancak haftalar içinde fiili bir karara dönüşmüştü.

Tarihi terminolojinin sonu

Yapay zeka terimi, 1956 yazında Dartmouth Koleji'nde toplanan bilim insanları grubu tarafından benimsenmişti. Alanın öncülerinden John McCarthy'nin önerisiyle hayat bulan bu isim, o tarihten bu yana bilimsel dünyada standart haline geldi. Google Scholar veritabanında bu terimle yapılan aramalarda yaklaşık 7,42 milyon sonuç karşımıza çıkmaktadır. Bu yaygınlığa rağmen, Trump'ın kişisel beğenisi dışındaki bir kavramı reddetme yetkisini kullanarak, ülkenin en kritik sektörlerinden birini yeniden adlandırdı. Hükümetin bu yeni isimlendirmeyi benimsemesi, özel sektörün de aynı dili kullanması yönünde baskı oluşturacağı anlamına geliyor.

Teknoloji liderlerinin sessiz onayı

Yayındaki analize göre, yapay zeka endüstrisinin önde gelen isimleri Başkan'ın bu isteğine itiraz etmeden boyun eğdi. Sektörün milyarlarca dolarlık projeleri ve küresel etki gücüne karşın, odaya hâkim olan tek figür Trump oldu. İsim değişikliği, teknoloji için sadece harflerin dizilimi gibi görünebilir; ancak bu sektörün kimliği ve varoluş sebebi olan bir kavramdır. Yıllardır bu terim etrafında şekillenen şirketler ve kariyerler, liderlerinin onayıyla 'Süper Zeka' yöneticileri olarak anılmaya başlanacak. Toplantıda tek bir itirazın duyulmaması, siyasi iktidarın teknoloji sektörü üzerindeki etkisinin boyutunu gözler önüne serdi.

Ne anlama geliyor?

Ülke düzeyinde alınan bir kararın, bilimsel terminolojiyi ve kurumsal dili doğrudan etkilemesi, teknoloji sektöründe yeni bir dinamik oluşturur. Bu tür adımlar, inovasyonun daha çok politik iradeye bağımlı hale geldiği bir dönem sinyali verir. Kullanıcılar için pratik karşılığı, kullanılan araçların ve hizmetlerin isimlendirilmesindeki tutarsızlıklar ve kafa karışıklığı olabilir. Sektördeki çalışanlar ve araştırmacılar, evrensel kabul görmüş bir terimin siyasi nedenlerle değişmesi durumunda, uluslararası işbirliklerinde ve akademik paylaşımlarda hangi dilin geçerli olacağı sorusuyla karşı karşıya kalır. Bu durum, teknolojinin evrensel dili olan standartların, yerel siyasi tercihler tarafından şekillendirilebileceği gerçeğini de gündeme taşır.