İstanbul'da organize suç örgütlerine yönelik soruşturma, sosyal medya üzerinden çocukların nasıl suçlu yapıldığını gözler önüne serdi. 'Casperlar' ve 'Çirkinler' olarak bilinen çeteler, 15-25 yaş arasındaki ekonomik ve sosyal sorunlar yaşayan gençleri hedef alarak sanal platformlarda insani bir ilişki kurguluyor, para ve lüks yaşam vadedip, sonrasında silah alıp suç işlettiriyor.

Sosyal medyadan başlayan tuzak

Çetelerin işleyişi sanal medya üzerinden başlıyor. İlk adımda gençlerle çevrimiçi oyunlardaki sohbet odalarında veya sosyal ağlardaki gruplarda samimi bir diyalog kurulur. Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık'a göre bu ilişki gayet insancıl görünüm taşıyor; özellikle aile ve okul içinde ihmal edilen gençlere 'seni seviyoruz, sana değer veriyoruz' mesajı verilir. Telegram gibi şifreli ve denetimsiz platformlar üzerinden rumuz ve takma isimlerle iletişim kurarak, bu gençleri çete yapısının parçası haline getiriliyor.

Para vaadi, suç gerçekliği

Soruşturma dosyasında yer alan örnekler, bu sistemin vahşi sonuçlarını ortaya koyuyor. 16 yaşındaki bir çocuk 100 bin lira vaadiyle bir galeriyi kurşunlatılmış, 15 yaşındaki başka bir gençse 220 bin lira karşılığında bir evi silahla saldırıya uğratılmış; ancak ikisi de verilen parayı almamış ve cezaevine girmişler. Çetelerin internet üzerinde paylaştığı lüks araç, motosiklet ve para saçılan videolar, savunmasız gençleri etkiliyor. Çete liderleri, gençleri sosyal faaliyetlere davet ederek harçlık verdikten sonra, bu cazibe yavaş yavaş silah ve suç tarafindan değiştirilir.

52 eylemden yargılanan sistem

Iddianamede, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tamamladığı dosya 52 ayrı kanlı eylemi içeriyor. En küçüğü 13 yaşında olan bu gençler, para vaadiyle kullanılmış ve hiçbir ödeme alamamışlar. Çeteler bu gençleri 'kullan-at' piyonu olarak görüyor. Uzmanlar, dijital platformlara ve mesajlaşma uygulamalarına sıkı denetim getirilmesini şiddetle tavsiye ediyor.

Ne anlama geliyor?

Bu tür suç örgütlerinin dijital platformları kullanmaya başlaması, organize suçun evrimini gösteriyor. Geleneksel sokak çeteleri yerine, internet ortamında denetimsiz alanları kullanan yapılanmalar, gençleri daha kolay hedef alıyor. Özellikle aile ve ekonomik sorunlar yaşayan, dijital ortamda daha açık olan yaşıtlarının oluşturduğu gruplar, bu çetelerin ana av alanına dönüyor. Çete yöneticileri, gerçek kimlik ve mekansal sınırlamalarından kurtularak, coğrafi sınırları aşan bir ağ kurabiliyor.

Dijital platform ve mesajlaşma uygulamaları, kendi tasarımları gereği birebir iletişim, grup oluşturma ve anonim çalışma imkanı sağlıyor. Çeteler bu özellikleri usulüne uygun olarak gençler üzerinde psikolojik baskı kurmak için kullanıyor: bireysel olarak 'seni seviyoruz' mesajı verebilir, gizli gruplar içinde bir topluluk hissi yaratabilir, suç sonrası izleri silmeyi kolaylaştırabilir. Gençlerin, bu platformlarda akranlarıyla olan normal sosyal deneyimlerinin yanında, böyle zararlı ilişkiler de gelişiyor. Suç işlettirme için gerekli araçların (silah, motosiklet) sağlanması, gençlerin ekonomik çaresizliğinin körüklenmesiyle daha etkin oluyor: para vaat edilip verilmediğinde, gençler hem suçun ortağı hem de dolandırılan durumunda kalıyor.