Siber saldırganlar, çevrimdışı olduğu için yüksek güvenlikli kabul edilen Coldcard donanım cüzdanlarındaki bir açığı kullanarak yaklaşık 130 milyon dolar değerinde kripto para çaldı. Galaxy Research ve Elliptic tarafından doğrulanan verilere göre, saldırıların arkasında birden fazla hacker grubunun olduğu tahmin ediliyor.

Tahmin Edilebilir Anahtar Hatasıyla Soygun

Güvenlik araştırmacıları, Coinkite tarafından üretilen Coldcard cihazlarının kullanıcılar için oluşturduğu tohum ifadelerde (seed phrase) ciddi bir hata olduğunu saptadı. Saldırganların, bu ifadelerin oluşturulma biçimindeki bir açığı keşfederek anahtarları tahmin edilebilir hale getirdiği belirtiliyor. Bu durum, hackerların kurbanların özel anahtarlarını kaba kuvvet saldırılarıyla üretmesine olanak tanıdı.

Çevrimdışı Güvenlik Algısı Sarsıldı

Saldırılara uğrayan kullanıcılar, cihazlarını asla internete bağlamamalarına ve gizli anahtarları kasalarda saklamalarına rağmen varlıklarını kaybettiklerini ifade etti. Bir mağdur, 1,6 milyon dolar kaybettiğini ve 2021 yılından kalan tek bir kod satırındaki savunmasızlığın tüm güvenlik önlemlerini etkisiz kıldığını bildirdi. Coinkite, yayınladığı uyarıyla kullanıcıları cihazlarını güncelleyip yeni bir tohum ifadeye geçmeye çağırdı.

Sektörel Kayıplar Artıyor

TRM Labs verilerine göre, bu yıl içerisinde kripto para şirketlerini hedef alan 200'den fazla saldırı gerçekleşti ve toplam kayıp 950 milyon doları aştı. Coldcard vakası, internetle bağlantısı olmayan soğuk cüzdanların bile yazılımsal hatalar nedeniyle risk altında olabileceğini ortaya koydu.

Ne anlama geliyor?

Dijital varlıkların saklanmasında kullanılan yöntemler, temel olarak erişim anahtarlarının nerede tutulduğuna göre ayrılır. Bazı sistemler sürekli internete bağlı kalırken, bazıları anahtarları tamamen fiziksel bir cihazda, bağlantısız bir şekilde saklar. Bu fiziksel saklama yöntemi, dışarıdan gelecek siber saldırıları engellemeyi amaçlayan bir mekanizmaya dayanır.

Ancak bu sistemlerde asıl kritik nokta, erişim anahtarının ilk oluşturulma aşamasıdır. Eğer anahtarı üreten algoritma rastgelelikten uzaksa veya belirli bir kalıba sahipse, dışarıdaki bir sistem bu kalıbı çözerek aynı anahtarı yeniden üretebilir. Bu durum, fiziksel korumanın veya cihazın çevrimdışı olmasının hiçbir anlam ifade etmemesine yol açar çünkü saldırgan kasanın kilidini kırmak yerine, kilide uygun yeni bir anahtar üretmiş olur.

Kullanıcılar için bu gelişme, donanım tabanlı güvenlik çözümlerinin bile yazılım güncellemelerine bağımlı olduğunu göstermektedir. Cihazların fabrikadan çıktığı haliyle kalması veya eski yazılımların kullanılması, üretici tarafından sonradan tespit edilen açıkların değerlendirilmesine zemin hazırlar. Güvenliğin sağlanması için sadece fiziksel koruma değil, yazılımsal güncelliğin de hayati önem taşıdığı görülmektedir.