MIT Technology Review'ın haberine göre bu çalışma, organ nakli dünyasında yeni bir çağın kapılarını aralayan tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendiriliyor. Araştırmacılar, elde edilen bu bulguları ilerleyen dönemde insan organlarına da uygulayarak gelecekteki nakiller için güvenli bir 'organ bankası' sistemi oluşturmayı hedefliyorlar.
Buz gibi duran organlar yeniden canlandı
Deneysel süreçte kullanılan böbrekler, boyut olarak insan böbrekleriyle büyük benzerlik taşıyor. Özel bir işlem olan vitrifikasyon yöntemiyle cam benzeri bir hâle getirilen organlar, dondurma işlemine maruz kaldı. Tekrar ısıtıldıktan sonra test cihazlarında denenen ve ardından domuzlara nakledilen böbrekler, renklerini geri kazandı ve idrar üretmeye başladı. Bu fizyolojik tepkiler, organların işlevselliğini koruduğunun en güçlü kanıtları arasında yer alıyor.
Uzmanlardan devrim niteliğinde övgüler
Çalışmada yer alan Minnesota Üniversitesi nakil cerrahı Erik Finger, 'On yıl önce bunun işe yarayacağına dair yüksek umutlarım yoktu. Ancak son nakli tamamladıktan sonra odadan çıkıp bunun büyük bir olay olduğunu söyledim' ifadelerini kullandı. Harvard Tıp Fakültesi'nden Korkut Uygun ise bu çalışmanın, organları sınırsız süre boyunca bankalamayı mümkün kılacağını belirterek, 'Bu, transplantoloji için devrimci bir dönemdir' şeklinde değerlendirdi. Kyros Kairos şirketinin kurucu ortağı ve kriyobiyolog Peter Kilbride de, 'Yıllardır denenen ama başarısız sonuçlanan bu adımda sonunda bir delik açıldı' diyerek gelişmenin önemine vurgu yaptı.
Organ bekleyen hastalar için umut ışığı
Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl on binlerce organ nakli operasyonu gerçekleştiriliyor ve bu süreçlerin son 25 yılda yaklaşık 2 milyon yıllık ömür kaybının önüne geçtiği düşünülüyor. Ancak mevcut sistemde ciddi kısıtlar bulunuyor. Nakil edilecek organların alıcıya ulaşması için genellikle 24 ile 36 saatlik dar bir zaman penceresi mevcut. Ayrıca hastaların, vücutlarında organ reddi durumlarını önlemek amacıyla ömür boyu bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanması gerekiyor; bu ilaçlar ise enfeksiyon ve kanser riskini artıran ciddi yan etkilere sahip. Uzun süreli organ saklama kapasitesi, doktorlara alıcı eşleştirmesi için daha fazla zaman tanıyarak bu darboğazları aşmaya ve hastaların organ beklemek yerine organların hastayı bekleme modeline geçilmesine olanak tanıyacak. Çalışmanın henüz hakemli dergilerde yayımlanmadığı ve uzun vadeli yaşam desteği kanıtlanmadığı not ediliyor.






Yorumlar (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.