Yapay zeka veri merkezlerinin hızla büyüyen enerji ihtiyacı, büyük petrol ve gaz şirketlerine yeni bir pazar açmış durumda. Williams ve Chevron gibi enerji devleri, veri merkezlerine özel olarak doğal gaz tesisleri ve elektrik santralları inşa ederek bu booming sektörden kâr elde etmeye başladı. Williams'ın yalnızca dört gaz santralı yılda 9,6 milyon ton sera gazı salabilecek kapasitedeyken, bu iki şirketin birlikte inşa ettiği yedi tesisin toplam emisyonu yılda 21 milyon ton civarında olabilir—Guatemala'nın yıllık toplam emisyonuna eşdeğer bir rakam.

Yapay Zeka Veri Merkezleri Doğal Gaz Talebini Artırıyor

Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, veri merkezleri için gereken elektrik ve doğal gaz talebini keskin bir şekilde yükseltmiş. BloombergNEF tarafından yayımlanan rapora göre, 2030'ların ortasında veri merkezlerinin de katkısıyla doğal gaz talebinin artması nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri'nin doğal gaz üretimini yüzde 36 oranında artırması gerekecek.

Williams'ın Veri Merkezi Enerji İmparatorluğu

Williams, geleneksel enerji altyapısında faaliyet gösteren şirketler arasında en büyüklerinden biri olmasının yanı sıra, veri merkezleri için özel enerji hizmetleri işletmektedir. Şirket, 2023 yılında Ohio'da yalnızca bir veri merkezi için kullanılmak üzere gaz santralı ve ilişkili boru hattı altyapısı inşa edeceğini duyurmuştu. Halihazırda altı adet "arka ölçer" (behind-the-meter) gaz santralı inşa eden Williams, bunların dördü Meta'nın Ohio'daki veri merkezlerine hizmet veriyor. Şirket temmuz ayında veri merkezi işletmeleri için 5 milyardan fazla dolar yatırım duyurdu ve bu yatırımlara özel sermaye fonu KKR da katılım sağladı. Williams, Meta'nın veri merkezleri için kullandığı bir boru hattının kapasitesini kasıtlı olarak artırmış; şirket yöneticileri bu "enerji arter" üzerinde başka projelerin geliştirilmesini beklediklerini belirtti.

İklim Riski ve Endüstri Ittifakı

Bu gelişme iklim açısından ciddi bir endişe kaynağı. Permit başvurularına göre Williams'ın dört santralı yılda 9,6 milyon ton sera gazı yayabiliyor—bu, Çevre Koruma Ajansı verilerine göre ortalama 22 adet doğal gaz santralının yıllık emisyonuna denk. Şirket sözcüsü ise tesislerin "izin verilen sınırların oldukça altında" çalışacağını ve fiili emisyonların izin limitinin "potansiyel olarak" üçte iki oranında daha düşük olacağını savundu. Çevre örgütü Friends of the Earth'ün temsilcisi Lukas Shankar-Ross ise bu ittifakı endüstri için "hayat kurtarıcı" niteliğinde görmektedir—çünkü aşamalı olarak azaltılması gereken bir endüstriye yeni pazarlar açıyor.

Ne anlama geliyor?

Bu gelişme, enerji sektörü ve teknoloji endüstrisi arasında doğrudan bir bağlantı kurmuştur. Veri merkezleri, sunucu bilgisayarların çalışması için muazzam miktarda elektrik gerektirmektedir. Geleneksel elektrik şebekesine bağlanmak uzun süreli ve maliyetli olduğu için, teknoloji şirketleri artan miktarda kendi enerji kaynaklarını inşa etmek tercihine yönelmektedir. İşte bu noktada petrol ve gaz şirketleri, doğal gazla çalışan elektrik santralları ve boru hatları kurarak bu ihtiyacı karşılamaya başlamıştır.

"Arka ölçer" enerji sistemi, belirli bir binaya veya komplekse özel olarak enerji sağlayan, halka açık şebekeden bağımsız tesislerdir. Bu yaklaşım, teknik açıdan hızlı uygulanmakta, ancak doğal gazın yanmadan karbondioksit ve diğer sera gazları yayması nedeniyle ciddi çevresel sorunlar yaratmaktadır. Enerji şirketleri bu pazardan büyük kâr elde ederken, yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılması gereken yatırımlar ertelenmektedir. Sonuç olarak, uluslararası iklim hedeflerine ulaşmak daha zorlașmaktadır.