Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 30 Ağustos'ta Girne açıklarında batan yüksek hızlı yolcu gemisinde arama kurtarma çalışmalarında dün itibarıyla bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. KKTC Başbakanı Ünal Üstel'in yaptığı resmi açıklamaya göre, olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 15'e yükselirken, kayıp olarak aranan kişi sayısı 13'e geriledi.

Enkazda yeni tespit ve kimlik işlemleri

Resmi kaynaklardan aktarılan bilgilere göre son bulunan ceset, 554 metre derinlikte yer alan gemi enkazının içinden çıkarıldı. Yetkililer, hayatını kaybeden kişiye başsağlığı dileklerini iletirken, naaşın kimlik tespiti için gerekli adli ve tıbbi süreçlerin başlatıldığını duyurdu.

Başbakan Üstel, facianın ilk anından itibaren KKTC'nin tüm potansiyelini ve teknik araçlarını devreye soktuğunu vurgulayarak, kalan 13 kayıp kişiye ulaşmak için denizaltı ve sualtı ekiplerinin çalışmalarına aralıksız devam ettiğini ifade etti. Olayın boyutu ve derinlik koşulları, kurtarma operasyonlarını güçleştiren ana faktörler arasında yer alıyor.

Yolcu gemisi faciasının kronolojisi

Girne Limanı ile Mersin'deki Taşucu Limanı arasında düzenli sefer yapan 'Filo Jet' isimli tekne, 30 Ağustos Pazar günü öğle saatlerinde Girne'den ayrıldı. Kalkıştan kısa süre sonra geminin ön kısmından su almaya başladığı raporlandı.

Gemi kaptanının limana dönüş kararı almasına rağmen batış sürecinin önlenememesi sonucu olay gerçekleşti. Geminin battığı an itibarıyla içinde toplam 267 yolcu ve mürettebat bulunuyordu. İlk kurtarma operasyonlarında 239 kişi sağ olarak çıkarılırken, mevcut bilançoda 15 ölüm ve 13 kayıp olarak kaydediliyor.

Ne anlama geliyor?

Deniz taşımacılığında özellikle yüksek hızda seyreden teknelerde su alma durumları, devrilme ve batış riskini hızla artıran kritik bir mühendislik ve denizcilik sorunudur. Bu tür olaylarda geminin ağırlık merkezi değiştiğinde, dengeyi geri kazandırmak için saniyeler içinde doğru manevra yapılması gerekir. Arama ve kurtarma ekipleri için en büyük zorluk, geminin dibe çökme hızı ve enkazın bulunduğu derinliktir. Derin sularda çalışma yapmak, ekipmanların dayanıklılık sınırlarını zorlar ve enkazın içine giden ekiplerin görüş mesafesi ile hareket kabiliyeti ciddi şekilde kısıtlanır. Bu koşullarda her saatlik gecikme, hem kurtarma şansını azaltır hem de enkazda kalan malzemelerin dağılma riskini artırarak tespit işlemlerini güçleştirir. Deniz facialarında bilançonun netleşmesi, genellikle enkazın tam olarak incelenmesi ve kimlik doğrulama süreçlerinin tamamlanmasıyla mümkün olur.