Her iki şirket de hastalarda DNA'daki değişimler veya protein seviyeleri takip ederek ölçülen 'yaşlanma saatleri' adı verilen moleküler göstergelerde iyileşme tespit ettiklerini açıkladı.
Yaşlanma Saatleriyle Ölçülen Sonuçlar
Novo Nordisk ve Eli Lilly tarafından gerçekleştirilen araştırmalarda, fazla kilolu veya diyabetli hastalar ilaç almaya başladıklarında biyolojik yaşlarının kontrol grubuna kıyasla daha yavaş ilerediği gözlendi. Novo'nun global proje lideri Nikolaj Roed, şirketin farklı deneme ve doku türlerinde hastalarında 'iki ile üç yıllık' bir yaşlanma farkı tespit ettiğini belirtti. Yaşlanma saatlerinin türüne ve test edilen dokuya bağlı olarak bu fark değişkenlik göstermektedir.
Bilim Dünyasının Değerlendirmesi
Yaşlanma saatinin mucidi olarak kabul edilen UCLA Profesörü Steve Horvath, elde edilen verilerin GLP-1 ilaçlarının 'geroprotektör' yani biyolojik yaşlanmayı yavaşlatan veya tersine çeviren ilaçlar olduğunu gösterebileceğini söyledi. Araştırmacılar bulgularını Yaşlanma Araştırması ve İlaç Keşfi konferansında paylaştı. Harvard biyologu Vadim Gladyshev ise sağlık durumu kötü olan popülasyonlar açısından bu ilaçların gerçekten bir anti-yaşlanma ilaçı olarak işlev görebileceğini belirtti.
Ne anlama geliyor?
Yaşlanma saatleri, insan hücreleri ve dokularında zaman içinde biriken genetik değişimleri veya belirli biyokimyasal işaretçileri takip ederek kişinin fizyolojik yaşını tahmin etmeye çalışan bilimsel araçlardır. Kronolojik yaş (yıllar) ile biyolojik yaş (hücrelerin gerçek durumu) farklı olabilir; sağlıklı yaşam, egzersiz ve iyi beslenme biyolojik yaşı kronolojik yaştan genç tutabilir.
GLP-1 sınıfı ilaçlar, orijinal olarak tip 2 diyabet tedavisi ve sonradan kilo kaybı amacıyla geliştirilmiştir. Bu ilaçlar vücudun kendi hormonunu taklit ederek metabolizma ve iştah kontrol mekanizmalarını etkilemektedir. Eğer bu ilaçlar biyolojik yaşlanma sürecini gerçekten yavaşlatıyorsa, bu sadece kilolu kişiler için değil aynı zamanda yaşlanan nüfuslar için geniş bir tedavi potansiyeli anlamına gelir. Bu bulgu, yaşlanmanın moleküler seviyede müdahale edilebilir bir süreç olduğunu ve belki de şu ana kadar keşfedilen en pratik anti-yaşlanma araçlarından birinin mevcut olabileceğini göstermektedir. Ancak bu yönde daha kapsamlı ve uzun vadeli araştırmalara ihtiyaç vardır.





Yorumlar (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.