Ancak bu popülerliğin arkasında, kullanıcıların yalnızca kendi verilerini değil, arkadaşlarının, ailelerinin ve geçmişte iletişim kurdukları diğer kişilerin hassas bilgilerini de sisteme aktarması gerekliliği yatıyor. Uzmanlar, bu uygulamanın rıza mekanizmalarının yanıltıcı olduğunu ve toplu gözetim riski taşıdığını belirtiyor.
Yapay zeka ajanları ve gizlilik handikapı
Muse, kullanıcılarına günlük görevleri otomatikleştirme vaadiyle geliyor. Banka hesaplarına, şifrelere, iletişim kayıtlarına ve sohbet geçmişine erişim talep eden uygulama, bu verilerle kullanıcının yerini bilmeden işlemlerini yürütmeyi hedefliyor. Signal Vakfı Başkanı Meredith Whittaker’a göre, bu tür otonom sistemler sadece cihazı kuran kişiye değil, o kişinin en samimi bilgilerini (e-postalar, mesajlar, fotoğraflar) kullandığı tüm çevreye de uygulanıyor. Bu durum, bireysel rızanın ötesine geçen bir gözetim alanı yaratıyor.
Meta’dan rıza ve özelleştirme savunması
Meta sözcüsü Daniel Roberts, Muse’un işleyişini ‘kamusal bilgiler ve kullanıcının kendi paylaşım seçimleri’ üzerine kurduğunu savunuyor. Roberts’a göre sistem, örneğin bir fatura gönderen kişinin daha önce banyo onarımı için tutulmuş bir tesisatçı olduğunu veya eşin hangi çiçekleri sevdiğini hatırlayarak bağlam sağlıyor. Şirket, kullanıcıların gizlilik tercihlerini kontrol edebilecekleri seçenekler sunduğunu vurgulasa da eleştirmenler, arayüzün kullanıcıları fark ettirmeden maksimum veriyi paylaşmaya teşvik eden bir yapıda olduğunu öne sürüyor. Bu ‘hazır kolaylık’ karşılığında devasa kişisel veri paketi sunma modeli, Silikon Vadisi’nin on yıllardır süren tartışmalı ticaret modelinin yeni bir versiyonu olarak değerlendiriliyor.





Yorumlar (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.