Yapay zeka veri merkezlerinin enerji ihtiyacını karşılamak için doğal gaza yönelen Meta, on yıldır üyesi olduğu küresel yenilenebilir enerji girişimi RE100'den ayrıldığını doğruladı. Şirket sözcüsü, ayrılığın karşılıklı bir karar olduğunu belirtti.

Doğal Gaz Santrallerine Büyük Yatırımlar

Meta, son bir yıl içerisinde en az 12 adet doğal gaz santralinin inşasını finanse etti. Bu projeler arasında Louisiana'daki Hyperion veri merkezini besleyecek 10 adet santral bulunuyor. Bu tesislerin toplamda 7,5 gigawatt elektrik üreteceği, bunun da Güney Dakota eyaletinin toplam elektrik tüketimine denk geldiği aktarıldı. Ayrıca Ohio'da 200 megawatt kapasiteli bir santral yatırımı da gerçekleştirildi.

Yapay Zeka ve Enerji İkilemi

Yapay zeka teknolojilerinin gelişimiyle birlikte artan enerji talebi, Meta'yı fosil yakıtlara yönlendirdi. Şirket, veri merkezi elektrik kullanımını yüzde 100 temiz ve yenilenebilir enerjiyle eşleştirmeye devam edeceğini iddia etse de, doğal gaz yatırımlarının çevresel etkileri tartışılıyor. 1 gigawattlık bir veri merkezinin tamamen doğal gazla çalışması durumunda; azot oksit, kükürt oksit ve karbonmonoksit gibi ciddi hava kirleticilerin salındığı belirtiliyor.

RE100'den Ayrılış ve Denetim Süreçleri

İngiltere merkezli kâr amacı gütmeyen Climate Group tarafından yürütülen RE100, şirketlerin yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçişi için teknik destek sağlıyor. Meta'nın ayrılışının, kuruluşun yenilenebilir enerji hedeflerine yönelik raporlama kriterlerini sıkılaştırmasıyla örtüştüğü görülüyor. Apple, Google ve Microsoft gibi rakipler ise 444 üyenin bulunduğu bu oluşumda kalmaya devam ediyor.

Ne anlama geliyor?

Veri merkezleri, devasa işlem gücü gerektiren hesaplamalar nedeniyle kesintisiz ve yüksek miktarda elektrik tüketir. Güneş ve rüzgar gibi enerji kaynakları doğası gereği değişken olduğu için, ihtiyaç duyulan sabit gücü sağlamak adına baz yük santrallere başvurulur. Bazı işletmeler, kullandıkları kirli enerjiyi başka bölgelerdeki temiz enerji yatırımlarıyla dengeleyerek kağıt üzerinde net sıfır hedefine ulaşmaya çalışır.

Sektördeki daha gelişmiş yöntemler, enerji üretiminin tüketimle saatlik bazda eşlenmesini amaçlar. Bu yaklaşım, sadece yıllık toplam miktarı dengelemek yerine, elektriğin üretildiği an ile tüketildiği anın aynı olmasını hedefler. Bu durum, enerji depolama sistemlerinin ve batarya teknolojilerinin yaygınlaşmasını sağlar. Böylece çevreye salınan zararlı gazların önlenmesi ve enerji şebekesinin daha istikrarlı çalışması mümkün olur.