Teknoloji şirketi MOVA, Türkiye’de yürüttüğü kapsamlı saha çalışmasıyla ev içi yapay zekâ kullanım alışkanlıklarını ve sağlanan zaman tasarrufunu ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, ülkede yapay zekâ araçlarını kullanan vatandaşların oranı yüzde 62’ye ulaşırken, bu eğilim özellikle genç yaş gruplarında ve üniversite öğrencileri arasında daha yüksek seviyelerde seyrediyor.

Zaman tasarrufu ve kullanım alışkanlıkları

Veriler, akıllı ev cihazlarının gündelik yaşam üzerindeki en belirgin etkisinin zaman yönetimi olduğunu gösteriyor. Genel akıllı cihaz kullanıcıları haftada ortalama 3,3 saat kazanırken, yalnızca robot süpürge kullananlarda bu süre 4,6 saate, evde birden fazla akıllı cihaz bulunanlarda ise 6,7 saate kadar yükseliyor. Kullanıcılar, tasarruf edilen sürenin büyük bölümünü dinlenme ve uykuya ayırdıklarını belirtiyor.

Pazar lansmanı ve yeni modeller

İstatistiklerin ardından MOVA, IFA 2026 fuarında tanıtılan iki yeni modelini Türk tüketicilerle buluşturdu. 42.000 Pa emiş gücüne sahip V70 Ultra Complete, zorlu yüzeylerde derinlemesine temizlik performansı hedeflerken, Z70 Ultra Roller Complete modeli gelişmiş rulo paspas mekanizması ve yapay zekâ destekli engel tanıma sistemiyle dikkat çekiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 79’u bu cihazları statü göstergesi değil, fiziksel yorgunluğu azaltan bir konfor aracı olarak nitelendiriyor.

Ne anlama geliyor?

Ev içi otomasyonun temel işlevi, tekrarlayan ve emek yoğun işleri otomatize ederek bireylerin fiziksel kapasitesini korumasını sağlamaktır. Robotik temizlik cihazları, sensörler ve algoritmalar aracılığıyla zemin haritası oluşturarak kirli alanları tespit eder ve enerji verimliliği odaklı rotalar izler. Bu süreç, kullanıcının manuel müdahalesini ortadan kaldırır; sonuçta boş zaman yönetimi değişir. Tüketiciler, temizlik için harcadıkları dakikaları kişisel veya sosyal aktivitelere yönlendirir. Cihazların evin bir parçası olarak algılanması, teknolojinin bir lüks olmaktan çıkıp günlük rutinlerin ayrılmaz bir bileşeni haline geldiğini ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir konfor standardına dönüştüğünü gösterir.