Yapay zeka ajanları alanındaki girişim şirketi Photon, mobil uygulamaların geleceğini sorgulatan bir hamleyle dikkatleri üzerine çekti. Şirket, San Francisco'da gerçek bir kilisede düzenlenen 'uygulama cenazesi' etkinliğinin ardından, ürünlerini geliştirmek amacıyla 4,5 milyon dolarlık tohum yatırım turunu tamamladığını duyurdu. Bu finansal destek, şirketin iMessage ve WhatsApp gibi mesajlaşma platformları üzerinden çalışan yapay zeka ajanlarını ölçeklendirmesi için kullanılacak.

40.000 geliştirici ve 10 kat gelir artışı

Photon'ın bu yatırıma ulaşmasının arkasındaki temel gerekçe, oldukça hızlanan büyüme istatistikleri. Şirketin kurucu ortağı ve CEO'su Daniel Tian'a göre, ekibe katılan geliştirici sayısı kısa sürede 40.000'i aşarken, gelirleri de yalnızca dört ay içinde on katına çıktı. Tian, uygulamanın yerini ajanların alacağı yönündeki görüşünü 'Yön olarak kaçınılmaz, ancak bu geçişin biraz zaman alacağını düşünüyorum' şeklinde ifade etti. Şirketin tezi, kullanıcıların yeni uygulamaları indirmek istemedikleri, bunun yerine zaten kullandıkları mesajlaşma kanalları üzerinden hizmet almayı tercih ettikleri üzerine kurulu.

Geliştiriciler için kapsamlı araç seti

Photon, bu altyapıyı sunarken Meta'nın piyasaya sürdüğü ve uygulama mağazalarında zirveye çıkan ürünlerinin varlığına rağmen, geliştiricilere odaklanarak farklı bir pazar segmentinde konumlanıyor. Şirket, geliştiricilerin uygulamalarını mesajlaşma servisleri üzerinden çalıştırabilmesini sağlayan birleşik bir API, genişletilebilir bir kanal çerçevesi, komut satırı arayüzü (CLI) ve gözlemlenebilirlik (observability) paketi gibi araçlar sunuyor. Bu araçlar sayesinde ajanlar; iMessage, WhatsApp, Telegram, SMS, RCS, e-posta ve sesli iletişim gibi çok sayıda platformda sorunsuz bir şekilde çalışabilecek. Fikir, kurucular Daniel Tian ve CTO Ryan Zhu'nun öğrencilik yıllarında katıldıkları hackathonlarda karşılaştıkları keşfedilme (discovery) darboğazından doğdu.

Ne anlama geliyor?

Gelişme, dijital hizmetlerin dağıtım modelinde köklü bir değişime işaret ediyor. Geleneksel modelde kullanıcıların her yeni hizmet için ayrı bir uygulama indirmesi, cihaz depolama alanını meşgul etmesi ve yeni arayüzleri öğrenmesi gerekiyordu. Yeni yaklaşım ise, kullanıcıların günlük hayatında zaten aktif olarak kullandığı iletişim kanallarının bir servis arayüzüne dönüşmesini öngörüyor. Bu durum, hizmetin keşfedilme maliyetini sıfıra indirirken, kullanıcı deneyimini daha kesintisiz hale getiriyor. Teknik olarak, arka planda çalışan yapay zeka ajanları, mesajlaşma protokollerini anlayarak ve yanıtlayarak, geleneksel uygulama arayüzlerinin sunduğu fonksiyonelliği kod tabanlı etkileşimlerle sağlıyor. Bu model, geliştiriciler için hedef kitleye ulaşma engelini ortadan kaldırırken, son kullanıcı tarafında da dijital karmaşayı azaltıp hesap tabanlı kimlik doğrulama süreçlerini mevcut iletişim ağları üzerinden yönetilebilir kılarak pratik bir kolaylık sunuyor.