Rusya’nın SpaceX’in Starlink ağına rakip olarak geliştirdiği Rassvet uydu programı, beklenen başarıyı yakalayamamış görünüyor. Bu yıl içinde yapılan iki ayrı fırlatma ile alçak yörüngeye gönderilen 32 uyduyun önemli bir kısmı, tasarlanan hizmet yörüngesine ulaşamadı. Kurumların ve bağımsız izleyicilerin verilerine göre, ilk 32 uydudan en az üçü tamamen başarısız oldu, diğerleri ise ciddi teknik sorunlarla karşı karşıya.

Tasarlanan yörüngeye ulaşılamadı

Bureau 1440 şirketi tarafından yönetilen program, bu yılın mart ve temmuz aylarında iki kez fırlatma gerçekleştirdi. Toplam 32 uydu, Dünya’nın yaklaşık 800 kilometre yüksekliğindeki istenen yörüngeye taşınmak yerine, roketler tarafından çok daha düşük bir rakıma bırakıldı. Uyduların kendi plazma motorlarını kullanarak yörüngeyi ayarlaması bekleniyordu. Ancak veri analizleri, bu sürecin beklenenden çok daha yavaş ilerlediğini gösteriyor.

Savaş ve Barış Çalışmaları Enstitüsü (ISW) tarafından pazartesi günü yayımlanan değerlendirmeye göre, mart fırlatmasındaki 16 uydudan 12’si ancak 500 kilometre yüksekliğinde bir yörüngeye oturabildi. Geri kalan iki uydu, son iki aydır yükseklik kazanamadığı için de sorunlu olduğu değerlendiriliyor. Mart fırlatmasındaki bir uydu ise hiç manevra yapamadan haziran ayında atmosfere girerek yok oldu.

İkinci partide de sorunlar var

Temmuz ayında fırlatılan ikinci parti uydularda da benzer tablo görülüyor. RusSpaceWeb.com editörü Anatoly Zak’ın aktardığına göre, bu partiden iki uydu fırlatma sonrası hiç manevra gerçekleştirmedi ve atmosferden ayrılma sürecine girmiş görünüyor. Rassvet programının ana hedefi, 2025 sonuna kadar yaklaşık 300 uyduyu yörüngeye çıkararak askeri ve sivil użytkıcılar için bağlantı sağlamak. 2035 hedefi ise toplam 924 uyduyu devreye almak. Şu anki durum, bu iddialı takvimin ciddi şekilde geride kaldığını işaret ediyor.

Ne anlama geliyor?

Alçak yörünge uydu ağları, yer istasyonlarına bağımlı olmadan küresel internet erişimi sağlar. Bu sistemlerdeki her uydu, belirli bir coğrafi alanı kapsayan bir hücre görevi görür. Uyduların tasarlanan yüksekliğe ulaşamaması, sinyalin zayıflamasına ve kapsama alanının daralmasına neden olur. Bir uydunun yörüngeyi ayarlayamaması, o cihazın ömrünün kısalması ve ağından çekilmesi gerektiği anlamına gelir. Bu durum, ağın yoğunluk ve performans hedeflerine ulaşmasını zorlaştırır. Kullanıcılar açısından bakıldığında, yeterince uydu devreye giremediği sürece bağlantı hızları ve kesintisizlik garantisi sağlanamaz. Bu tür altyapı projeleri, teknik doğrulama süreçlerinin önemi göz ardı edildiğinde ciddi zorluklarla karşılaşabilir. Rakip sistemlerin başarıları, gelişmekte olan ağların da benzer kabaca test ve itme motoru performans standartlarını karşılaması gerektiğini gösterir.