Fintek devi Revolut, mevcut 115 milyar dolarlık değerlemesinin çok ötesine geçmeyi hedefliyor. Şirketin kurucu ortağı ve CEO'su Nik Storonsky, şirketin değerinin 500 milyar dolara ulaşması durumunda sahip olacağı payları artıracak yeni bir hisse paketi için görüşmeler yürütüyor.

Değerleme ve Hisse Yapısı

Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre Storonsky, Tesla'nın Elon Musk için uyguladığına benzer bir yapı kurmayı planlıyor. Şu an şirketin yaklaşık yüzde 29'una sahip olan Storonsky'nin, belirlenen değerleme basamakları aşıldıkça yeni hisseler kazanması öngörülüyor. Mevcut anlaşması kapsamında, şirketin 200 milyar dolara ulaşması durumunda payının yüzde 40'a çıkacağı belirtilmişti.

Finansal Büyüme ve Genişleme

Revolut'un son ikincil hisse satışında hisse başına 2.017 dolar üzerinden 115 milyar dolar değerleme aldığı ve bu durumun Storonsky'nin varlıklarını 36 milyar doların üzerine çıkardığı bildirildi. Şirket, 40 ülkede 75 milyon müşteriye hizmet veriyor. Finansal tablolarında ise gelirler 4,5 milyar sterline ulaşırken, vergi öncesi kâr yüzde 57 artışla 1,7 milyar sterline yükseldi.

Lisanslar ve Gelecek Planları

Şirket, Mart ayında Birleşik Krallık'ta, Temmuz ayında ise Avustralya'da tam bankacılık lisansı aldı; ABD için ise lisans süreci devam ediyor. Storonsky, halka arz için en az iki yıllık bir süre öngördüğünü ve bu süreçte 200 milyar dolarlık bir değerlemeyi hedeflediğini ifade etti. Ancak yeni müzakere edilen 500 milyar dolarlık hedef, bu beklentinin çok daha üzerinde yer alıyor.

Ne anlama geliyor?

Bu gelişme, geleneksel maaş ve prim sistemlerinden farklı olarak, yöneticinin kazancının tamamen şirketin piyasa değerine endekslandığı bir teşvik mekanizmasını anlatmaktadır. Bu yöntem, yöneticinin kişisel servetini şirketin büyüme başarısına doğrudan bağlayarak yüksek risk ve yüksek ödül dengesi kurmayı amaçlar.

Sektörel açıdan bakıldığında, dijital bankacılık hizmetleri sunan yapıların geleneksel finans kuruluşları gibi değerlendirilmeye başlandığını göstermektedir. Bir kuruluşun değeri arttıkça, daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşma ve farklı ülkelerin yasal düzenlemelerine uyum sağlama kapasitesi artmaktadır. Kullanıcılar için bu durum, daha gelişmiş finansal araçlara erişim ve küresel ölçekte standartlaşmış bankacılık hizmetleri anlamına gelmektedir.