Silivri açıklarında 2 Eylül'de MT Alsu tankeriyle yaşanan çarpışma sonucu batan Türk bayraklı Tuğberk İmamoğlu gemisinin enkazı, 720 metre derinlikte tespit edildi. Olayın ardından başlatılan ve hâlâ devam eden arama kurtarma operasyonuna Deniz Kuvvetleri, Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti, AFAD ve Kızılay gibi birçok kurum destek veriyor.
Kapsamlı Arama Operasyonu ve Kullanılan Donanım
Operasyonda 18 yüzer unsur, 5 helikopter, 2 insansız hava aracı ve 1 uçak görev alıyor. Su altı aramalarında ise Deniz Kuvvetleri'ne ait TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisi kritik rol üstleniyor. Geminin enkazının kesin konumu belirlenirken, deniz yüzeyinde yaklaşık 550 kilometrekarelik geniş bir alanda da tarama çalışmaları sürdürülüyor.
Resmî Makamların Açıklamaları ve Ailelerin Beklentisi
İstanbul Valisi Davut Gül, mürettebatın yakınlarıyla birlikte TCG Akın gemisine çıkarak yetkililerden bilgi aldı. Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Ramazan Özoğul ve Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tümamiral Serkan Tezel, Vali Gül ile ailelere sürecin detaylarını aktardı. Vali Gül, ilgili kurumların koordineli şekilde çalıştığını belirterek, mürettebatın dışarıda kalıp kalamadığına dair umutların sürdüğünü ve çalışmaların kararlılıkla devam ettiğini ifade etti.
Ne anlama geliyor?
Derin sulara batan büyük tonajlı gemiler için arama kurtarma operasyonları, teknik açıdan son derece karmaşık süreçleri barındırır. Standart yüzey taramaları, bu derinliklerde yeterli olmaz; bu nedenle sonar tabanlı denizaltı arama sistemleri ve özel kurtarma gemileri devreye girer. 720 metre gibi derinliklerde, su basıncının yüksekliği ve görüş mesafesinin zayıflığı, enkazın yerinin belirlenmesini güçleştirir. Bu tür durumlarda, geminin son sinyalini veya manyetik imzasını algılayabilen ileri düzey sensörler kullanılır.
Enkazın konumu tespit edildikten sonraki aşama, mürettebatın durumunun belirlenmesi ve olası kurtarma operasyonunun planlanmasıdır. Derin denizde kurtarma, hem zaman hem de teknoloji açısından sınırlıdır. Çok derinlerde oksijenin bitmesi ve soğuk suyun etkisi, hayatta kalma süresini ciddi şekilde kısaltır. Bu nedenle, enkazın bulunması kurtarma umutlarını canlı tutmakla birlikte, mürettebatın sağ salim çıkarılabilmesi için teknik imkânların ve deniz koşullarının elverişli olması gerekir. Ailelerin ve kamuoyunun beklentisi, bu zorlu süreçte en kısa sürede somut sonuçların alınması ve kayıp kişilere ulaşılabilecek olmasıdır.

Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.