Amerika Birleşik Devletleri'nin Washington eyaletinde yer alan Spokane şehri, tarihin en yıkıcı yangın sezonlarından birini yaşıyor. Eyaletteki üç büyük yangın kısa sürede yayılarak 700'den fazla binanın yok olmasına neden oldu ve on binlerce insanı evlerinden uzaklaştırdı.

Yüz Binlerce Dönüm Arazi ve Binlerce Tahliye

Washington eyaleti genelinde şu ana kadar yarım milyon dönümden fazla alan yanarken, en az 65 bin kişinin tahliye edilmesi istendi. Komşu eyalet Oregon'da ise yanmış alan miktarı 2 milyon dönüme ulaşarak yıllık rekoru kırdı. Spokane'daki yangınlar nedeniyle şehir merkezi, Amerikan Kızılayı tarafından yüzlerce tahliye edilen vatandaş için acil durum barınağına dönüştürüldü.

Kar Eksikliği ve Kuraklık Etkisi

AccuWeather kıdemli meteoroloğu Paul Pastelok'un aktardığına göre, bölgedeki kar yağışının eksikliği yangınlara zemin hazırladı. Spokane'da bu yıl normal kar yağışının sadece yarısı gerçekleşti. Baharda yaşanan yüksek sıcaklıklar ise mevcut az miktardaki kar rezervinin hızla erimesine yol açarak toprağı kuruttu.

İklim Değişikliği ve Artan Riskler

Washington Üniversitesi'nden Bob Freitag, bu durumun değişen iklim koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Isınan atmosferin toprak ve bitkilerden daha fazla nem çekmesi, ormanların ve otlakların yanmaya daha meyilli hale gelmesine neden oluyor. Uzmanlar, yağmurların daha şiddetli ancak daha seyrek yağmasının uzun süreli kuraklık dönemlerini tetiklediğini ifade ediyor.

Ne anlama geliyor?

Yüksek sıcaklıklar nedeniyle atmosferdeki su buharı tutma kapasitesi artar. Bu durum, yeryüzündeki bitki örtüsünün ve toprağın içindeki nemin hızla buharlaşmasına yol açar. Nemini kaybeden bitkiler kuruyarak yanıcı maddeye dönüşür ve küçük bir kıvılcım bile geniş alanların hızla tutuşmasına neden olur.

Kış mevsiminde biriken kar tabakası, bahar ve yaz aylarında yavaşça eriyerek toprağı nemli tutan doğal bir rezerv görevi görür. Kar miktarının azalması ve sıcaklıkların erken yükselmesi, bu doğal nem kaynağının ortadan kalkması anlamına gelir. Bu süreç, ekosistemin kuraklığa karşı savunmasız kalmasına ve yangınların daha erken başlayıp daha geç sona ermesine yol açar.