Avustralyalı oral tarih uzmanı Shirleene Robinson, yapay zekanın yazma becerisinden ziyade dinleme yeteneğimizi tehdit ettiğini savunuyor. The Guardian'da yayınlanan köşe yazısında Robinson, farklı bakış açılarını dinlemenin ve başka dünyalara girmek üzere zaman ayırmanın insanlığın temel özelliği olduğunu vurguluyor.
Konuşma Miktarında Keskin Düşüş
Missouri–Kansas City Üniversitesi ve Arizona Üniversitesi psikologlarının araştırmasına göre, 2005 ile 2019 yılları arasında insanlar günde yaklaşık 338 kelime daha az konuşmaya başladı. Araştırmanın verilerine göre, günlük konuşma hacmi 16 bin sözcükten 12 bin 700 sözcüğe geriledi. En dik düşüş 25 yaş altındaki gruptada gözlendi. Veriler ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'dan toplanmıştır ve 2019'da sona ermiştir—günümüzün yaygın olarak kullanılan sohbet robotlarından önceki bir dönem.
Dinlemenin Gücü ve Empati
Robinson, 2018'den 2024'ün başına kadar Avustralya Ulusal Kütüphanesi'nin oral tarih koleksiyonuna liderlik etmiş, 1957'den bugüne uzanan 58 binden fazla saatlik kayıt toplamıştır. Koleksiyonda First Nations Australians'ın derin tarihleri, Stolen Generations üyelerinin tanıklıkları, Vietnamdan deniz yoluyla kaçan mültecilerin hikâyeleri ve Cyclone Tracy'den kurtulan bir Darwin doktorunun anıları yer almaktadır. Robinson'a göre bizden farklı insanları dinlemek empati geliştirir; teknoloji şirketlerinin empatik dinleme vaat etmesine rağmen, yapay zeka ile daha az konuştuğumuz bir dünyada bu yeteneği kaybedeceğinden endişelenip yazıyor: 'Empati, dinlemenin en değerli armağanıdır. Daha az konuşup duyarsak, bu bizim en büyük kaybımız olacak.'
Ne anlama geliyor?
Konuşma becerisi, sohbet robotlarına güvenmek insanlar arasında doğrudan iletişimin azalmasını ifade ediyor. Psikologlar ve tarihçiler, yüz yüze konuşmanın insan ilişkilerinin temelini oluşturduğunu vurguluyor. Sohbet uygulamaları hızlı yanıtlar sağlıyor olsa da, gerçek insanlarla karşılaşmanın getirdiği karmaşık duygular, tonlamalar ve kişisel özellikleri yerine koyamıyor. Araştırmanın yaklaşık on beş yıllık dönem içinde ses kaybını göstermesi, eğilimin erken işaretlerine dikkat çekmesi açısından önemlidir.
Toplumsal düzeyde, daha az konuşmak, daha az dinlemek anlamına gelir. Bu durum, farklı yaşam deneyimlerine, kültürlere ve bakış açılarına maruz kalma fırsatını azaltır. İnsan ilişkilerinde anlayış ve hoşgörü, karşılıklı konuşma ve aktif dinleme yoluyla gelişir. Teknoloji araçlarının kolaylığına rağmen, bu tür etkileşimler, özellikle gençler arasında, yavaş yavaş yer değiştiriyor.
Yerel bağlamda, Türkiye'de de sosyal medya ve anlık mesajlaşma uygulamalarının yükselişi, aile içi ve arkadaş ortamlarında konuşma süresini etkilemiştir. Yaşlılardan gençlere hikâye aktarımı, usta-çırak geleneği gibi sözlü kültür aktarım mekanizmaları zayıflamaktadır. Teknoloji bağımlılığı arttıkça, kuşaklar arasında boşluklar genişliyor; bunun sonucu, toplumun ortak değerler ve deneyim havuzu giderek seyreltiliyor.





Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.