ABD'nin Philadelphia kentinde, yapay zeka teknolojisine dayalı yeni veri merkezi projeleri yerel halk arasında yoğun bir tartışma konusu hâline geldi. Kent yetkilileri, Grays Ferry ve Kuzeydoğu Philadelphia bölgesinde potansiyel inşaat alanları belirlerken, sivil toplum örgütleri ve mahalle sakinleri bu projelere karşı bir 'moratoryum' (geçici durdurma) kampanyası başlattı.

Sanayi geçmişi sağlık kaygılarını derinleştiriyor

Philadelphia'nın Grays Ferry mahallesinde yaşayan aktivist Shawmar Pitts, konunun salt çevresel boyutunun ötesinde, bireysel sağlık geçmişiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Pitts, mahallesinin 2019'da bir patlama sonrası kapanan Doğu Kıyısı'nın en büyük petrol rafinerisine komşu olduğunu hatırlatıyor. 2018 yılında mahallesinde tanıtım standı kuran çevre adaleti grubu Philly Thrive ile tanışan Pitts, rafineriye yakınlığın neden olduğu kronik hastalıkların listesini okuduğunda, ailesi ve komşularının bu belirtileri taşıdığını fark etti. Bu deneyim, onu veri merkezi inşaatlarına karşı mücadelenin önde gelen isimlerinden biri yapmıştır.

Ekonomik vaatler ve toplumsal ret

Veri merkezi şirketleri ve yatırımcılar, bu tesislerin yeni istihdam imkânları ve ekonomik büyüme getireceğini iddia etse de bu vaatlere yerel halkın büyük çoğunluğu ikna olmuş değil. ABD genelinde süren tartışmalarda, sakinler daha çok enerji tüketimi ve çevresel etkiler gibi endişeleri öne çıkararak inşaatın mahallelerine yapılmasını reddediyor. Philadelphia'daki durum, veri merkezi projelerinin sadece teknik bir altyapı yatırımı olmadığını, aynı zamanda sanayileşmiş bölgelerde yaşayan toplulukların geçmişiyle hesaplaşmasını gerektiren toplumsal bir mesele olduğunu gösteriyor. Kent, henüz resmi bir inşaat teklifi almasa da, belirlenen iki potansiyel alan etrafında süren bu siyasi ve toplumsal gerilim, benzer tartışmaların ülke genelinde de yaşandığının bir göstergesi.

Ne anlama geliyor?

Yapay zeka sistemlerinin büyük ölçekli eğitim ve işlem yükleri, devasa elektrik tüketimi ve soğutma altyapısı gerektiren veri merkezlerinin kurulmasını zorunlu kılıyor. Bu tesisler, bulundukları bölgede ciddi miktarda enerji harcadığı ve genellikle soğutma suyu döngüsüyle çevresel dengeyi etkilediği için, yerel yönetimlerin ve halkın onayını almak giderek daha kritik hale geliyor. Özellikle daha önce ağır sanayi faaliyetlerine ev sahipliği yapmış ve buna bağlı sağlık sorunları yaşamış bölgelerde, yeni endüstriyel projeler toplumsal hafızada derin bir güvensizlik uyandırıyor. Bu durum, teknoloji şirketlerinin yatırım kararlarında yalnızca maliyet ve verimlilik değil, aynı zamanda toplumsal kabul ve çevresel adalet kriterlerini de dikkate alması gerektiğini ortaya koyuyor. Kullanıcılar açısından bu gerilim, dijital hizmetlerin altyapısının fiziksel dünyadaki izdüşümünün, yaşam alanlarının bütünlüğü ve halk sağlığı konularıyla doğrudan ilişkili olduğunu gözler önüne seriyor.