Türkiye genelinde 1 Nisan itibarıyla kullanıma sunulan 5G teknolojisi, açık alanlarda yüksek hızlar sunsa da kapalı mekanlardaki sinyal zayıflığı konusunda tartışmaları beraberinde getiriyor. Telekomünikasyon mühendisi Bahar Öztürk, yüksek frekanslı sinyallerin betonarme yapılar nedeniyle iç mekanlara ulaşmakta zorlandığını belirtiyor.

Kapalı Alanlarda Sinyal Kayıpları ve Teknik Engeller

Özellikle metro hatları, hastaneler ve büyük alışveriş merkezleri gibi beton yoğunluklu yapıların sinyal geçirgenliğini düşürdüğü ifade ediliyor. 250'den fazla bina içi haberleşme projesinde yer alan Bahar Öztürk, düşük gecikme süresi ve yüksek kapasite avantajlarının kapalı alanlarda korunabilmesi için dağıtık anten sistemlerinin doğru şekilde planlanması gerektiğini vurguluyor.

Maliyetleri Düşüren Ortak Altyapı Modeli

Stadyumlar ve hastaneler gibi insan trafiğinin yoğun olduğu bölgelerde, operatörlerin ayrı altyapılar kurmak yerine ortak bir modelde buluşmasının kritik olduğu belirtiliyor. Yıllık 400 milyon doları bulan şebeke yatırımlarının verimliliğini artıracak olan bu ortak modelin, hem kurulum maliyetlerini azalttığı hem de inşaat süreçlerini hızlandırdığı ifade ediliyor.

Türkiye'deki 5G Dönüşüm Süreci

İstanbul Havalimanı gibi stratejik projelerde deneyimi bulunan Öztürk, 81 ilde yaygınlaşma sürecine giren teknolojinin başarısı için titiz saha testlerinin önemine dikkat çekiyor. Uzmanlar, önümüzdeki iki yıl boyunca 5G dönüşüm çalışmalarının özellikle şehir içi ulaşım ağları ve kalabalık sosyal alanlarda yoğunlaşacağını öngörüyor.

Ne anlama geliyor?

Yeni nesil kablosuz iletişim sistemleri, çok yüksek frekanslar kullanarak veri taşır. Bu yüksek frekanslı dalgalar, veri iletim kapasitesini artırsa da fiziksel engeller karşısında dayanıksızdır. Beton, çelik ve kalın duvarlar bu dalgaların geçişini engeller veya sinyali ciddi oranda zayıflatır. Bu durum, dışarıda tam performans çalışan sistemlerin bina içine girildiğinde hız kaybına uğramasına neden olur.

Bu sorunu çözmek için merkezi bir baz istasyonu yerine, geniş alanlara yayılmış çok sayıda küçük erişim noktası kullanılır. Bu yöntemle sinyal, engellerin etrafından dolanmak yerine doğrudan kullanıcının bulunduğu noktaya yakın yerlerden iletilir. Böylece iç mekanlarda da yüksek bant genişliği ve düşük gecikme süreleri sağlanmış olur.

Operatörlerin ortak altyapı kullanımı ise fiziksel kurulum yükünü azaltan bir süreçtir. Her firmanın kendi donanımını kurması yerine ortak bir fiziksel şebeke üzerinden hizmet verilmesi, enerji tüketimini düşürür ve kurulum aşamasındaki inşaat faaliyetlerini minimize eder. Kullanıcılar için bu durum, farklı servis sağlayıcılardan bağımsız olarak her noktada stabil bağlantıya erişim anlamına gelir.