Amerika Birleşik Devletleri'nde Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA), kratom bitkisinden elde edilen ve opioid reseptörlerini aktive eden 7-hydroxymitragynine (7-OH) maddesini kontrol altındaki maddeler listesine eklemeye hazırlanıyor. Eroin ile aynı kategoride olan Schedule I sınıfına alınacak olan madde için yasaklamanın en erken 5 Ağustos tarihinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.
DEA'den Sert Müdahale ve Geçici Yasaklama Kararı
DEA tarafından yayınlanan niyet bildiriminde, 7-OH ürünlerinin botanik takviyeler adı altında tüketicilere pazarlanmasının ciddi bir halk sağlığı riski oluşturduğu belirtildi. Bu madde ve benzeri bileşikler olan MGM-15 ile MGM-16 için getirilecek olan yasak, başlangıçta iki yıl boyunca geçerli olacak ve gerekirse bir yıl daha uzatılabilecek. Halihazırda Amerika genelinde 12 eyalet bu maddeyi yasaklamış durumda.
Kullanıcıların Endişesi ve Maliyetler
WIRED tarafından aktarılan bilgilere göre, kronik ağrıları için bu maddeyi kullanan bazı kişiler, yasak öncesinde stok yapmaya başladı. Bazı kullanıcıların aylık yaklaşık 500 dolar harcadığı, tolerans artışı nedeniyle doz artırımı yapanların ise çok daha yüksek meblağlar ödeyerek maddi zorluklar yaşadığı ifade ediliyor. FDA'in diyet takviyelerini piyasaya çıkmadan önce güvenlik ve etkinlik açısından denetlememesi, bu sürecin risklerini artırıyor.
Sektörel Ayrışma ve Siyasi Yaklaşımlar
Gelişme, ana akım kratom endüstrisi ile 7-OH savunucuları arasında bir görüş ayrılığını da ortaya çıkardı. Kratom lobisi, 7-OH'nin çok daha güçlü olduğu için geleneksel kratom ile aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini savunurken, hükümet yetkilileri maddenin özellikle renkli sakızlar şeklinde pazarlanarak çocuklara ulaştırılmaya çalışılmasını eleştiriyor.
Ne anlama geliyor?
Bahsi geçen madde, vücuttaki belirli ağrı reseptörlerine bağlanarak çalışır ve bu sayede merkezi sinir sistemine ağrı sinyallerinin ulaşmasını engelleyen bir mekanizmaya sahiptir. Bu çalışma prensibi, tıbbi amaçlarla kullanılan ancak bağımlılık riski yüksek olan bazı ilaçlarla benzerlik gösterir.
Bu tür bileşiklerin denetimsiz şekilde takviye edici gıda olarak satılması, dozaj kontrolünün olmaması nedeniyle ciddi bir risk oluşturur. Kullanıcılar zamanla aynı etkiyi hissetmek için miktarı artırır ve bu durum hem fiziksel bağımlılığa hem de maddenin vücutta yarattığı tahribatın artmasına yol açar.
Dünya genelinde bu tür maddelerin yasal statüsünün değişmesi, kontrolsüz kullanımın önüne geçmeyi hedeflerken, kendi kendine tedavi yöntemlerini kullanan kişiler için tedavi boşluğu oluşturur. Sektörel açıdan ise bitkisel içeriklerin kimyasal olarak modifiye edilmesi, standartlaşmamış ürünlerin piyasaya sürülmesine neden olur.





Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.