ABD'de yürütülen kapsamlı bir araştırma, kanser cerrahisi için beklenen sürelerin son on yılda ciddi oranda arttığını ortaya koydu. JAMA Surgery dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, özellikle altı farklı kanser türünde hastalar ameliyat masasına yatmak için daha uzun süre beklemek zorunda kalıyor.
Kanser Türlerine Göre Artan Bekleme Süreleri
University of California, Los Angeles'tan Timothy Donahue liderliğindeki araştırmacılar, 2012 ile 2023 yılları arasında evre I-III arası metastaz yapmamış kanser tanısı alan 2,7 milyon hastanın verilerini inceledi. Veriler, bekleme sürelerinin her dönemde kademeli olarak arttığını gösteriyor.
Spesifik verilere göre; meme kanserinde bekleme süresi 34 günden 45 güne, akciğer kanserinde 41 günden 53 güne, mide kanserinde 35 günden 49 güne yükseldi. Kolon kanseri 20 günden 31 güne, pankreas kanseri 23 günden 32 güne ve yemek borusu kanseri ise 38 günden 48 güne çıktı. Ayrıca 30 gün ve üzeri 'uzun' bekleme ile 60 gün ve üzeri 'aşırı' bekleme süreleri yaşayan hasta oranlarında da artış gözlemlendi.
Sistemik Sorunlar ve Sosyoekonomik Eşitsizlikler
Sürelerin uzamasının temel nedeni olarak, sağlık sistemlerinin konsolide olması ve hastaların yüksek hacimli merkezlere, özellikle akademik kurumlara yönlendirilmesi gösteriliyor. Bu merkezler yüksek kaliteli bakım sunsa da, oluşan yoğunluk tedavi süreçlerini yavaşlatıyor.
Araştırma, gecikmelerin herkesi aynı şekilde etkilemediğini vurguluyor. Sigortası olmayanlar, Medicaid kapsamında olanlar, düşük gelirli kişiler, siyahiler ve tedavi merkezine uzak mesafede yaşayan hastaların daha uzun süre beklediği tespit edildi.
Ne anlama geliyor?
Sağlık hizmetlerinde zamanlama, tedavi başarısını doğrudan etkileyen teknik bir parametredir. Hücrelerin hızla çoğaldığı hastalıklarda, cerrahi müdahalenin gecikmesi, hastalığın yayılma riskini artırarak hayatta kalma oranlarını düşürebilir. Bu durum, tıbbi süreçlerin sadece uzmanlık seviyesiyle değil, aynı zamanda erişilebilirlik hızıyla da yönetilmesi gerektiğini gösterir.
Sistemdeki yoğunluk, karmaşık vakalar ile rutin işlemlerin aynı merkezlerde toplanmasından kaynaklanır. Basit operasyonların daha küçük birimlerde çözülmesi, yüksek kapasiteli merkezlerin sadece kritik vakalara odaklanmasını sağlar. Böylece hem kaynaklar verimli kullanılır hem de hastaların stres seviyesi düşürülerek tedaviye yanıt verme kapasiteleri korunur.





Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.