Adalet Bakanı Akın Gürlek, Birleşmiş Milletler zirvesi için bulunduğu New York’ta CNN TÜRK ABD Temsilcisi Yunus Paksoy’a verdiği röportajda yargı reformu ve uluslararası hukuk konularında kapsamlı açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, davalarda gecikme sorununu ortadan kaldırmak amacıyla hâkimlere hedef süre koymak ve bu sürelere uyumu değerlendiren bir puanlama sistemi getirmek üzere olduklarını duyurdu.

Yargıda verimlilik ve hedef süre sistemi

Gürlek, uygulamadan gelen tecrübelerine dayanarak yargı süreçlerinin uzamasından kaynaklanan vatandaş memnuniyetsizliğine çözüm üretmek istediklerini belirtti. Bu kapsamda hâkimlere davalarda tamamlanma için belirli bir hedef süre belirleneceğini ve hakemlerin atanmasının bu süreye uyumuna göre puanlanacağını açıkladı. Hedef süreye uymayan hâkimlerin terfi edemeyeceği ve disiplin sürecine tabi tutulacağı vurgulandı.

Adalet 135 hattı ve yapay zeka desteği

Gürlek, geciken dosyalarla ilgili vatandaş başvurularını karşılamak üzere Adalet 135 hattının faaliyete geçirildiğini ve ekim ayında tüm Türkiye’de aktif hale geleceğini bildirdi. Bu bürolar, yapay zekâ destekli sistemlerle dosya bilgilerine erişerek hedef süresi aşan davaları tespit edecek. Tespit edilen dosyalar için komisyon başkanları ilgili hâkimle görüşerek gecikme nedenini raporlayacak. Personel eksikliği gibi insani sebepler dışında, hâkimin performansından kaynaklanan gecikmelerde olumsuz puanlama ve disiplin işlemi uygulanacak.

Uluslararası hukuk ve adalet vurgusu

Bakan Gürlek, uluslararası platformlarda adaletin güçlü olandan yana işlediği izlenimine karşı çıkarak hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı’nın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında değinilen 'Dünya beşten büyüktür' ifadesini destekleyen Gürlek, küçük bir grubun karar verici konumundaki adaletsizliğe dikkat çekti. Mazlumların haklarının ve hukukunun korunması gerektiğini belirten Gürlek, BM’nin kendi iç yapısındaki bu dengesizliğin giderilmesi gerektiğini savundu.

Ne anlama geliyor?

Yargı sistemlerinde dava sürelerinin uzaması, tarafların adaletten beklentisini zedeleyen en temel sorunlardan biridir. Hedef süre belirlemek ve bu süreye uyumu kariyer ilerlemesiyle ilişkilendirmek, hâkimlerin iş yükünü daha etkin yönetmesini teşvik eden mekanik bir dengeleyicidir. Bu yaklaşım, dosyaların birikmesini engelleyerek yargılama süreçlerindeki belirsizliği azaltmayı amaçlar.

Vatandaş odaklı takip mekanizmaları ve otomatik veri analizi, gecikme nedenlerinin şeffaf bir şekilde ortaya konmasını sağlar. Ancak sistemin başarısı, idari yükümlülüklerin ötesinde kişiye özel değerlendirmelerin tarafsız biçimde yapılmasına bağlıdır. Teknolojik araçların insan faktörünü destekleyici bir rol üstlenmesi, karmaşık hukuki süreçlerde verimliliği artırarak yargıya olan güveni tesis etmede kritik bir rol oynar.