Elektrikli uçak üreticisi Archer Aviation, daha önce ticari sır davası ile karşı karşıya geldiği eski rakibi Wisk Aero'yu bünyesine kattığını duyurdu. Pazartesi günü yayınlanan düzenleyici dosyaya göre, Boeing şirketi Wisk Aero'nun yanı sıra SkyGrid ve Insitu adlı iki bağlı kuruluşunu da Archer'a devretti.

Boeing ve Archer Arasında Hisse Takası

Anlaşma kapsamında Boeing, nakit ödeme yerine Archer şirketinden hisse almayı kabul etti. Resmi belgelere göre Boeing, kapanış öncesindeki outstanding hisselerin yüzde 19,75'ine denk gelen yeni hisseler alacak ve işlem tamamlandığında şirkette yaklaşık yüzde 16,5 oranında pay sahibi olacak.

Dava Süreçlerinden Stratejik Ortaklığa

İki şirket arasında geçmişte oldukça gergin bir ilişki bulunuyordu. Nisan 2021'de Wisk, Archer'ı gizli bilgileri ve fikri mülkiyetini çalmakla suçlayarak dava açmıştı. İki yıl süren hukuki mücadele, Archer'ın 1 milyar dolarlık tazminat talebiyle açtığı karşı dava ile daha da karmaşık bir hal almıştı. Ancak taraflar, Archer'ın Wisk'i otonom teknoloji konusunda tek sağlayıcı olarak belirlediği sıra dışı bir uzlaşma ile süreci sonlandırmıştı.

Sektördeki Genişleme ve Yeni Hedefler

Archer Aviation, 2018 yılında kurulduktan sonra sadece hava taksi ağına odaklanmayıp savunma sanayiine de adım attı. Şirket, Aralık 2024'te savunma programı için 430 milyon dolar, 2025 yılında ise BlackRock ve Wellington gibi kurumlardan 300 milyon dolar yatırım topladı. Ayrıca silah üreticisi Anduril ile hibrit gazlı ve elektrikli VTOL uçakları geliştirmek için özel bir anlaşma imzaladı. Şirketin tam elektrikli Midnight uçağı, Salinas Belediye Havalimanı ile Monterey Bölge Havalimanı arasında pilotlu bir gidiş-dönüş uçuşunu başarıyla tamamladı.

Ne anlama geliyor?

Dikey kalkış ve iniş yapabilen elektrikli hava araçları, geleneksel havalimanlarına ihtiyaç duymadan şehir içi ulaşımı hızlandırmayı amaçlayan bir teknolojiye dayanır. Bu araçlar, pervanelerin dikey konumlarda çalışmasıyla havalanıp ardından yatay uçuşa geçerek trafik yoğunluğunu yerden gökyüzüne taşımayı hedefler. Otonom sistemlerin bu araçlara entegre edilmesi, kokpitte bir pilota ihtiyaç kalmadan yazılımlar aracılığıyla güvenli navigasyon sağlanması anlamına gelir.

Bu tarz bir satın alma, üretim kapasitesinin artırılması ve yazılım altyapısının tek bir merkezde toplanmasıyla maliyetlerin düşürülmesine yardımcı olur. Hava trafik yönetim yazılımlarının ve insansız hava araçlarının aynı çatı altında birleşmesi, kentsel hava hareketliliğinin standartlaşmasını kolaylaştırır. Kullanıcılar açısından bu durum, gelecekte daha erişilebilir ve koordineli bir uçan taksi ağının önünü açarak seyahat sürelerini kısaltan bir ulaşım alternatifi sunar.