Pershing Square kurucusu Bill Ackman, toplumsal sorunların çözümünde kapitalizmin hayırseverlikten çok daha verimli olduğunu savundu. Yaklaşık 20 yıl boyunca hayırseverlik faaliyetlerine 1 milyar dolar yakın kaynak ayıran Ackman, kâr odaklı sistemlerin çok daha fazla istihdam yarattığını ve sorunları çözmede daha etkili olduğunu belirtti.
Jeff Bezos ile Ortak Görüş
Ackman'ın bu yaklaşımı, benzer bir argümanı Mayıs ayında dile getiren Jeff Bezos ile paralellik gösteriyor. Bezos, kâr amaçlı şirketlerinin toplum ve medeniyete sağladığı değerin, yaptığı bağışların etkisinden çok daha büyük olacağını ifade etmişti. Ackman ise kâr amacı gütmeyen kuruluşların piyasa baskısından yoksun olduğunu ve zamanla asıl misyonlarından saparak siyasi araçlara dönüşebildiğini öne sürüyor.
Yeni Beyin Araştırmaları Enstitüsü Modeli
Hayırseverliği tamamen bırakmak yerine onu yeniden tasarlayan Ackman, Manhattan'da Brain Research Rehabilitation Institute adında yeni bir merkez kurdu. Bu yapı, kâr amacı gütmeyen sermaye ile başlayıp, beyin hasarı ve inme hastaları için cihazlar, moleküller ve tedavi yöntemleri geliştiren kâr amaçlı şirketler çıkarmayı hedefliyor. Bu modelde, geliştirilen projelerden elde edilen paylar kurum personeli ile paylaşılacak.
Stratejik Finansman Boşluğu
Enstitü, risk sermayesi için henüz gelir üretmekten uzak olan ancak federal hibeler için fazla uzmanlaşmış temel bilim araştırmalarındaki finansman açığını kapatmayı amaçlıyor. Kızı Lucy'nin Şubat ayında geçirdiği beyin kanaması sonrası önceliklerini nörobilime çeviren Ackman, kâr amacı gütmeyen yapının akademik kurumlarla iş birliğini kolaylaştırdığını, şirketleşme sürecinin ise piyasa disiplinini sağladığını savunuyor.
Ne anlama geliyor?
Söz konusu yaklaşım, sosyal fayda sağlama yöntemlerinde geleneksel bağışçılık yerine girişimcilik modelinin benimsenmesini temel alıyor. Bu mekanizma, akademik araştırmaların laboratuvar ortamından çıkıp ticari ürünlere dönüşmesini hızlandırarak, geliştirilen çözümlerin geniş kitlelere ulaşmasını hedefliyor.
Sistem, başlangıçta hibe veya bağışlarla desteklenen bilimsel çalışmaların, uygulanabilir bir ürün ortaya çıktığında şirketleşmesi prensibiyle çalışıyor. Bu sayede geliştiriciler maddi kazançla motive edilirken, ortaya çıkan ürünler piyasa rekabeti sayesinde daha hızlı iyileştiriliyor ve geliştiriliyor. Kullanıcılar için bu durum, bilimsel buluşların sadece raporlarda kalmayıp somut tıbbi cihazlar veya ilaçlar olarak daha kısa sürede erişilebilir hale gelmesi anlamına geliyor.





Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.