Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatı son bir yılda 11 milyar doları aşmış ve ülke dünyada bu alandaki ihracatçılar arasında 11. sırada yer almıştır. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, NATO Liderler Zirvesi kapsamında Ankara'da düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'nda yaptığı konuşmada, yakın gelecekte ilk 10 ülke arasına girmeyi hedeflediklerini belirtti.

Yerlilik oranı yüzde 80'i aştı

Yılmaz, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterinin yerlilik oranının yüzde 80'i aştığını duyurdu. Ayrıca, müttefik ülkeler arasındaki savunma ticaretindeki kısıtlamaların ve yaptırımların ittifakın askeri hazırlık düzeyini zayıflattığını söyleyerek, bu engellerin kaldırılması çağrısında bulundu. Yılmaz, kısıtlamalar devam ederse üretim kapasitesinin gelişiminin yavaşlayacağını ve maliyetlerin artacağını uyarısında bulundu.

Sektörel gelişmeler ve NATO tarafından değerlendirme

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Aselsan ve Havelsan gibi şirketlerin yatırımlarının savunma sanayisi kapasitesini niteliksel olarak ileriye taşıdığına dikkat çekti. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise forumda imzalanan yeni sözleşmelerin onlarca milyar dolar değerinde olduğunu ve bu tutarın giderek arttığını belirterek, bunun daha fazla hava savunma sistemi, taarruz kabiliyeti, uydu iletişimi ve insansız hava aracı teknolojisine yol açacağını vurguladı.

Ne anlama geliyor?

Savunma sanayii bir ülkenin teknolojik yetkinliğinin ve endüstriyel kapasitesinin göstergesi olarak kabul edilir. Bu sektörde yerlilik oranının yüksek olması, ilgili teknoloji ve üretim zincirinin ülke içinde kurulduğu ve geliştirildiği anlamına gelir. Böylelikle ülke dış kaynaklanmaya olan bağımlılığını azaltır ve stratejik otonomisini artırır. İhracat rakamlarının artması ise sektöre olan talep arttığını ve ülkenin uluslararası pazarda rekabetçi olduğunu gösterir.

Küresel ölçekte savunma sanayii, en sofistike teknolojilerin geliştirildiği alanlardan biridir. Bu alanda ilerleme yapan ülkeler, genellikle sivil teknoloji alanlarına da transfer edebilecek inovasyon kapasite kazanır. Müttefikler arasındaki ticaret kısıtlamalarının kaldırılması talebiyse, ortaklaşa üretim ve teknoloji paylaşımını kolaylaştırarak bütün bir bloğun yeteneklerini güçlendirmesi gerekçesine dayanır. Bunun yanında endüstriyel etkinlik, ölçek ekonomileri sayesinde birim maliyetleri düşürür ve daha hızlı inovasyonu teşvik eder.