Mayıs ayında kurulan yeni girişim Endeavor Optical Networks (EON), kıtalararası veri iletimini deniz altı fiber optik kablolar yerine uzay tabanlı lazer sistemleri üzerinden gerçekleştirmeyi hedefliyor. General Catalyst ve Andreessen Horowitz'den 10,75 milyon dolar tohum yatırım alan şirket, veri merkezlerini yörüngedeki lazer donanımlı araçlarla birbirine bağlayacak bir ağ kurmayı planlıyor.

Deniz Altı Kablolara Alternatif Lazer Teknolojisi

Şu anki küresel veri trafiği, kurulumu ve onarımı zor olan deniz altı fiber hatlarına bağımlı durumda. EON, mevcut uydu sistemlerinin yetersiz kaldığı bant genişliği sorununu aşmak için lazer iletişimini kullanacak. Şirket, başlangıç hedefi olarak saniyede 2,4 terabit veri aktarım hızı belirledi. Bu kapasiteye ulaşmak için atmosferik bozulmalar ve bulut engelleri gibi teknik zorluklara yönelik özel çözümler geliştiriliyor.

2027 Yılına Kadar İlk Uydu Gönderimi

EON, toplamda 20 uydudan oluşan bir ağ kurmayı ve bu araçların kıtalar arasında özel bağlantılar sağlamasını öngörüyor. Şirket, özellikle Fransa'dan Avustralya'ya uzanan uzun rotalar veya Afrika ile Güney Amerika arasındaki altyapısı zayıf bölgelerdeki veri merkezlerine ve yapay zeka laboratuvarlarına odaklanacak. 2027 sonuna kadar fırlatılması planlanan ilk demo uydusunun, saniyede en az 800 gigabit veya bir terabit veri indirme hızına ulaşması bekleniyor.

Sektör Tecrübesi Yüksek Bir Kurucu Kadrosu

CEO Charlie Horowitz ve CTO Tyler Presser liderliğindeki ekibin teknik kadrosunda, NASA'da görev almış astronotik mühendislerin yanı sıra Google ve Amazon'un ağ altyapısı projelerinde çalışmış deneyimli isimler yer alıyor. Şirket, yatırım tutarını optik laboratuvarı kurmak, mühendis istihdamı sağlamak ve yer testlerini gerçekleştirmek için kullanacak. Uydu gövdeleri için Apex Space gibi hazır platformlar tercih edilirken, lazer yönlendirme sistemleri gibi kritik bileşenler şirket tarafından özel olarak geliştirilecek.

Ne anlama geliyor?

Veri iletimi temel olarak ışık sinyallerinin bir noktadan diğerine taşınması işlemine dayanır. Geleneksel sistemlerde bu ışık, fiziksel cam kabloların içinden geçer. Ancak kabloların fiziksel kırılganlığı ve döşenme maliyetleri, alternatif arayışlarını beraberinde getirir. Lazer tabanlı iletişim, veriyi boşlukta ışık demetleri şeklinde göndererek fiziksel hat gereksinimini ortadan kaldırır.

Bu teknoloji, özellikle mevcut kablo hatlarının ulaşamadığı veya maliyetinin çok yüksek olduğu coğrafi bölgelerde yüksek hızda veri aktarımını mümkün kılar. Sinyallerin atmosferden geçerken dağılması veya hava olayları nedeniyle engellenmesi, bu yöntemin önündeki en büyük teknik engeldir. Yer istasyonlarının stratejik konumu ve hava durumu verilerinin anlık takibiyle bu sorunların aşılması hedeflenir.

Son kullanıcı için bu gelişme, kıtalararası veri transfer sürelerinin kısalması ve internet altyapısının daha dirençli hale gelmesi anlamına gelir. Özellikle devasa veri setlerini işleyen sistemler için veri transferi daha güvenli ve kontrol edilebilir bir yapıya kavuşur.