Thrive Capital kurucusu Joshua Kushner, şirketin yayınladığı ilk yatırımcı mektubunda Silikon Vadisi'ndeki risk sermayesi şirketlerinin yapay zeka konusundaki yaklaşımlarını eleştirdi. Bloomberg tarafından sızdırılan mektupta Kushner, sektördeki genel heyecanın yatırım disiplinini zayıflatmaması gerektiği konusunda uyardı.

Yatırım Stratejilerinde Radikal Farklılık

Silikon Vadisi'nde yaygın olan ve birçok küçük yatırımla büyük bir başarı yakalamayı hedefleyen 'spray-and-pray' (saç ve dua et) yöntemine karşı çıkan Kushner, Thrive Capital'ın daha odaklı bir yol izlediğini belirtti. Bloomberg'in verilerine göre şirket, sermayesinin yaklaşık %90'ını her fonun en iyi 15 yatırımına yönlendiriyor. Kushner, piyasaların korku ve coşku arasında gidip geldiğini, ancak hiçbirinin profesyonel yargının yerini tutamayacağını savundu.

Yapay Zeka Dönüşümü ve OpenAI Ortaklığı

Kushner, yapay zekanın sadece dışarıdan gelip mevcut yapıları yıkmakla kalmayacağını, aynı zamanda bu endüstrilerin içeriden dönüştürüleceğini öne sürdü. Bu stratejinin en somut örneği OpenAI ile kurulan derin ortaklık oldu. Aralık 2025'te gerçekleşen bir anlaşma ile OpenAI, Thrive'ın yan kuruluşu olan Thrive Holdings'ten hisse alarak rolleri değiştirdi. Thrive Holdings bünyesindeki 70'ten fazla şirket, OpenAI çalışanlarının desteğiyle yapay zeka odaklı bir dönüşüm geçiriyor.

Finansal Başarı ve Portföy Verileri

Thrive Capital'ın 60 milyar dolarlık bir varlık yönetimi olduğuna değinen Kushner, yatırım disiplininin karşılığını rakamlarla ortaya koydu. Şirketin 2022 yılında kurulan 516 milyon dolarlık erken aşama fonu; OpenAI, Anduril ve SpaceX gibi girişimlere yaptığı erken yatırımlar sayesinde Haziran sonu itibarıyla 3,7 milyar doların üzerine çıktı. Ayrıca şirket; Wiz, Ramp ve Stripe gibi devlerin yanı sıra Transformers makalesinin yazarlarından Ashish Vaswani tarafından kurulan Essential AI'a da tohum yatırım yaptı.

Ne anlama geliyor?

Risk sermayesi dünyasında genel kabul gören yöntem, çok sayıda girişime küçük miktarlarda yatırım yaparak nadir görülen devasa başarıların tüm kayıpları karşılamasını beklemektir. Buna karşın, seçilen birkaç fikre ve kişiye yoğun kaynak aktarımı yapmak, yatırımcının analiz yeteneğine daha fazla güvenmesi ve hata payını düşürmesi anlamına gelir.

Yapay zeka alanındaki dönüşüm süreci, eski sistemleri tamamen yok etmek yerine mevcut işleyişi yazılımsal ajanlar aracılığıyla hızlandırmayı hedefler. Bu teknoloji, rutin işlerin otomatikleştirilmesi ve veri işleme hızının artırılmasıyla operasyonel maliyetlerin düşürülmesini sağlar. Kullanıcılar için bu durum, hizmet alma sürelerinin kısalması ve hata oranlarının azalması şeklinde somutlaşır.