Lynft, Kaliforniya eyaletinde hakkında açılan ve sürücülerin yasal statülerinin yanlış belirlendiği iddiasını içeren dava için 272,5 milyon dolarlık bir uzlaşma anlaşması imzaladı. Şirketin düzenleyici makamlara sunduğu dilekçeye göre bu ödeme, uzun sürecek hukuki süreçlerin maliyetlerinden ve yönetim üzerindeki baskıdan kaçınarak iş hedeflerine odaklanmayı mümkün kılacak. Uzlaşma, 2016 ve 2020 arasındaki dönemde sürücülere asgari ücret, fazla mesai ücreti, ücretli hastalık izni ve zamanında maaş ödeme gibi yasal hakların tanınmadığı suçlamalarını kapsıyor.

Kaliforniya Çalışma Komiserliği'nin Açıklaması

Dava, Ağustos 2020'de Kaliforniya Çalışma Komiserliği Ofisi tarafından başlatılmış olup, şirketin sürücülerini eyalet yasalarının gerektirdiği gibi 'çalışan' statüsünde değil, 'bağımsız yüklenici' olarak sınıflandırdığını öne sürmüştü. Kaliforniya Çalışma Komiseri Lilia García-Brower, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, bu sonucun iddiaları dile getiren çalışanların sesinin duyulması sayesinde elde edildiğini belirtti. Komiser, uzlaşma fonlarının kendi payını devre dışı bırakarak, ücret iddiasında bulunan sürücülere doğrudan aktarılacağını duyurdu.

Gig Ekonomi Yasal Dayanağı ve Oy Halkoylaması Etkisi

Sözleşmenin yasal arka planı, 2019 yılında kabul edilen AB 5 yasası ile 2020 yılında seçmenlerin onayladığı 22 Numaralı Önerge (Proposition 22) ekseninde şekilleniyor. AB 5 yasası, uygulama tabanlı ulaşım şirketlerini, sürücülerini asgari ücret ve iş sağlığı sigortası haklarına sahip çalışanlar olarak sınıflandırmaya zorlarken; 2020'deki halkoylaması sonucu kabul edilen 22 Numaralı Önerge, bu yasa içine gig ekonomisi çalışanları için bir istisna maddesi ekledi. Bu istisna sonrası Lyft, Uber ve DoorDash gibi şirketler sürücülerini hırsızlık veya dolandırıcılık gibi özel durumlar dışında bağımsız yüklenici statüsünde tutmaya devam etti. Hukuki süreç, 6 Nisan 2016'dan 15 Aralık 2020'ye kadar olan dönemdeki ihlalleri kapsıyor ve nihai onay için mahkeme onayına bağlı.

Ne anlama geliyor?

Bu tür hukuki uzlaşmalar, dijital platformlar ile bireysel emekçiler arasındaki statü belirleme sorununu somut bir şekilde ele alır. Güvencesiz çalışma biçimlerinde, hizmet veren kişiye hangi sosyal hakların tanınacağı, kullanılan sözleşme türüne göre değişir. Çalışan statüsü, asgari ücret güvenceleri ve sağlık sigortası gibi devlet güvenceli hakları otomatik olarak tetiklerken, bağımsız yüklenici statüsü bu yükümlülükleri ortadan kaldırır. Halkoylamalarıyla belirlenen bu istisna düzenlemeler, sektörün maliyet yapısını ve çalışanların elde ettiği net geliri doğrudan etkiler. Tüketiciler ve çalışanlar açısından, uygulamanın arka planında hangi hukuki statünün geçerli olduğu, olası bir iş kazası ya da ücret anlaşmazlığı durumunda hak arama yollarını ve tazminat miktarlarını belirleyen temel faktördür.