Savunma teknolojisi startup'ı Mach Industries, geçtiğin ay kapatılan 300 milyon dolarlık Series C finansmanı sonrasında altı farklı silah sisteminin aynı anda geliştirilmesini sürdürüyor. Şirket, dikey kalkış yapan saldırı uçağından deniz hava araçlarına ve hava savunma sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ürün portföyüne sahip. Kurucusu Ethan Thornton, bu geniş odak stratejisinin savunma endüstrisinin gerçekliğine uygun olduğunu savunuyor.

Agresif Yatırım ve Geniş Portföy

MIT'ten ayrılan 19 yaşındaki Thornton tarafından kurulan Mach Industries, şu ana kadar yaklaşık 485 milyon dolar yatırım toplamıştır. Şirket, hükümet tarafından verilen 13 kontrat kazanmış ve bu kontratların çoğu ilk tasarım aşamasından teste geçmiş ancak henüz tam üretim kapasitesine ulaşmamıştır. Altı silah programı arasında dikey kalkış yapan saldırı uçağı, uzun menzilli gemi karşıtı füze, stratosferik sistemler, ucuz hava savunma engelleyici ve 4 bin poundluk deniz lojistik-saldırı uçağı bulunuyor. Son uçak, 1000 mil menzil ve 1000 poundluk yük kapasitesine sahip.

Üretim Zinciri ve Hız Stratejisi

Thornton, Amerika'nın Çin'in üretim kapasitesiyle yarışamayacağını, bunun yerine yaratıcılık ve ürün geliştirmede ilk mover avantajını yakalayması gerektiğini belirtiyor. Şirket, jet motorlarını sıfırdan sekiz ayda tasarlayıp üretmiş ve Mayıs'ta 50 milyon dolara roket motor şirketi Exquadrum'u satın almıştır. Mach'ın geliri, artık yaklaşık yarısını bileşen satışından elde etmektedir. Thornton, bu yılın sonuna kadar üç programın tam üretim aşamasına geçmesini hedeflemektedir.

Ne anlama geliyor?

Bir savunma firmasının aynı anda çoklu proje yürütmesi, temelde sektörün tedarik zinciri dinamikleriyle ilişkilidir. Geleneksel yaklaşımda savunma şirketleri bir ürüne odaklanıp perfeksiyon araştırırken, bu strateji farklı bir mantığa dayanır: ülkelerin güvenlik ihtiyaçları çok yönlüdür ve tek bir platform istenen hedefleri karşılamaz. Bunun yerine çeşitli çözümlerin bir bütün oluştururken hızla piyasaya sürülmesi, güvenlik boşluklarını kapatmada etkili olabilir.

Tedarik zinciri kısıtlaması, bu tür firmaları özellikle zorlayan bir unsurdur. Motor, sensör ve kritik bileşenlerin temin edilebilirliği, tamamlanmış ürünün geliştirilmesinden çok daha uzun zaman alabilir. Bu sebeple bileşen üretiminde iç kapasite oluşturmak veya satın almak, hızlı ölçekleme için hayati bir hamle olarak kabul edilir. Aynı zamanda bileşen satışı, asıl ürün satışından bağımsız bir gelir kaynağı yaratır.

Stratejinin Türkiye'deki yansıması, yerli savunma sektörünün benzer şekilde çoklu platform geliştirmeleri nedeniyle kaynakların yayılması sorunuyla karşı karşıya olması şeklindedir. Tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve iç kapasite oluşturulması, başta havacılık sektörü olmak üzere, uzun vadeli savunma yeteneğinin inşası açısından kritiktir.