Sürücüsüz araç ekosisteminde kritik bir rol üstlenmeyi hedefleyen Moove, Seri C yatırım turunda 250 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin toplam değerlemesi bu yatırım sonrası 2,1 milyar dolara ulaştı. Mubadala Investment Company liderliğinde gerçekleşen tura Woven Capital ve Ion Pacific eş lider olarak katıldı.

Robotaksi Operasyonlarında Altyapı Sağlayıcı

2020 yılında Nijerya'da kurulan ve merkezi Dubai'de bulunan Moove, başlangıçta araç finansmanı, yolcu taşımacılığı ve teslimat hizmetlerine odaklanmıştı. Halihazırda 14 ülkede 42 bin araçlık bir filoyu yöneten ve 3 bin 300 çalışanı olan şirket, deneyimlerini otonom araç yönetimine taşımaya karar verdi. Şirketin kurucu ortağı Ladi Delano, sektördeki geliştiricilerin, üreticilerin veya pazar yerlerinin araç sahipliği ve operasyonel yükle uğraşmak istemediğini belirtti.

Waymo Ortaklığı ve Otomatik Depolar

Moove, Phoenix, Miami, Las Vegas ve gelecekte Londra'da Waymo'nun filo operatörü olarak görev yapıyor. Şirket, ilerleyen süreçte borç finansmanı yöntemini kullanarak robotaksilerin mülkiyetini üstlenmeyi ve toplam araç sayısını yüz binlerce seviyesine çıkarmayı hedefliyor. Ayrıca, alınan yeni yatırımın bir kısmı, robotik sistemlerle araç şarjı, bakımı ve servis işlemlerinin otomatik yürütüleceği 'Nest' adı verilen depoların geliştirilmesine ayrılacak. Şu an geliştirme aşamasında olan 15 depo bulunduğu bildirildi.

Yatırımcı Ağı ve Büyüme Planları

Yatırım turuna Uber, BlackRock, Franklin Templeton, BlueCrest Capital Management ve Sona Asset Management gibi çok sayıda büyük finansal kuruluş ve şirket destek verdi. Şirket, yeni sermayeyi otonom araç filo yönetimi işini büyütmek ve yaklaşık 350 yeni personel istihdam etmek için kullanacak. Moove'un geleneksel mobilite iş kolunun bu yıl içinde tam karlılığa ulaşması bekleniyor.

Ne anlama geliyor?

Otonom ulaşım sistemleri sadece yazılım ve donanım geliştirmekten ibaret değildir. Bu araçların günlük işleyişi için fiziksel bir destek mekanizması gereklidir. Araçların temizlenmesi, teknik bakımlarının yapılması, şarj edilmesi ve hasar durumunda onarılması gibi operasyonel süreçler, sistemin sürdürülebilirliği için zorunludur.

Bu modelde servis sağlayıcılar, teknoloji geliştirenler ile son kullanıcı arasında bir köprü kurar. Fiziksel varlıkların yönetimi ve finansmanı üstlenilerek, teknoloji üreticilerinin sadece yazılıma odaklanması sağlanır. Otomatik depo sistemleri ise insan müdahalesini azaltarak araçların bekleme sürelerini düşürür ve operasyonel verimliliği artırır.