New York Belediye Meclis üyesi Shahana Hanif ve beraberindeki dijital hak savunucuları ile müzisyenler, Madison Square Garden (MSG) ve diğer kamuya açık alanlarda yüz tanıma teknolojisinin kullanımını engellemek amacıyla düzenlenen bir protestoda bir araya geldi. 'Taramayı Yasakla' sloganıyla yürütülen kampanya, biyometrik veri toplama uygulamalarının durdurulmasını hedefliyor.

MSG'nin Biyometrik Veri Uygulamaları ve Takip İddiaları

WIRED tarafından aktarılan bilgilere göre MSG, özellikle CEO James Dolan'a veya New York Knicks takımına eleştirel yaklaşan taraftarları izleme listelerine alarak yüzlerini kapsamlı bir veri tabanına kaydediyor. Örnek vakalarda, güvenlik ekiplerinin bir taraftarın hareketlerini dakika dakika takip ettiği, kimlerle konuştuğu, nerede yemek yediği ve hangi koltukta oturduğu gibi detayları katalogladığı belirtiliyor.

Şirketin veri toplama faaliyetleri sadece taraftarlarla sınırlı kalmıyor. Dolan veya ona ait mülklerle hukuki ihtilaf yaşayan yüzlerce avukatın MSG mekanlarına girişi yasaklandı. Hatta bir annenin, kızıyla birlikte Radio City Music Hall'daki bir gösteriye gitmesinin engellendiği ifade ediliyor.

VIP Veri Tabanı ve Risk Puanlaması Tartışmaları

Temmuz ayında yayınlanan raporlar, MSG'nin yaklaşık 400 ünlü ve VIP kişi için risk puanları atadığı bir veri tabanı tuttuğunu ortaya koydu. Bu dosyaların bazılarında, arenaya gelen kişilerin ırkı ve cinsel yönelimi gibi kişisel bilgilerin de yer aldığı iddia edildi. MSG, bu haberlerin ardından WIRED'a karşı hakaret davası açtı.

Yasal Süreç ve 'Ban the Scan' Yasası

Shahana Hanif'in Ocak ayında önerdiği ve biyometrik tanıma teknolojisinin kamuya açık mekanlarda kullanımını yasaklamayı amaçlayan yasa tasarısı, şu an Belediye Meclisi'nin yarısından fazlasını temsil eden 27 üyenin desteğini almış durumda. Meclis Başkanı Julie Menin ile yasanın ilerletilmesi konusunda görüşmeler sürürken, MSG sözcüsü ise elektronik yüz tanımanın sadece insanların birbirini tanıması gibi bir süreç olduğunu savundu.

Ne anlama geliyor?

Biyometrik tanıma sistemleri, bireylerin fiziksel özelliklerini dijital verilere dönüştürerek kimlik tespiti yapan mekanizmalardır. Bu sistemler, görüntü işleme algoritmaları aracılığıyla kişinin yüz hatlarını analiz eder ve önceden kaydedilmiş veri setleriyle karşılaştırarak eşleşme sağlar.

Bu tür teknolojilerin kamuya açık alanlarda yoğun kullanımı, kişisel verilerin rıza dışı toplanması ve izlenmesi sonucunu doğurur. Özellikle risk puanlaması gibi yöntemler, bireylerin davranışlarının otomatik olarak sınıflandırılmasına ve belirli kriterlere göre erişim kısıtlamalarıyla karşılaşmasına yol açan bir denetim mekanizması oluşturur.

Kullanıcılar açısından bu durum, fiziksel bir alana girdikleri andan itibaren dijital bir ayak izi bırakmaları ve hareketlerinin anlık olarak kayıt altına alınması anlamına gelir. Verilerin depolanma biçimi ve erişim yetkileri, bireyin hayatının farklı alanlarında beklenmedik engellemelerle karşılaşma riskini beraberinde getirir.