Manchester merkezli Nuclear Turbines, geleneksel nükleer enerji sistemlerinin maliyetini ve inşa süresini önemli ölçüde düşürebileceğini iddia ediyor. Startup, IQ Capital liderliğindeki bir yatırım turunda 15 milyon sterlin topladı.

Şirketin kurucuları, jet motoru teknolojisinden esinlenen yüksek sıcaklık türbin sistemlerini nükleer reaktörlere adapte ediyor. Bu yaklaşım sayesinde reaktörlerin daha kompakt hale gelmesi ve endüstriyel tesislere doğrudan enerji sağlaması mümkün hale gelecek.

Konvansiyonel Sistemlerden Köklü Fark

Geleneksel nükleer santrallar koca buhar türbin altyapısına dayanır; Nuclear Turbines ise bu sistemi tamamen değiştiriyor. Şirketin iddiasına göre, bu yöntemi kullanan reaktörler, bugünün nükleer santrallarının beşte biri maliyetle elektrik üretebilir ve hatta fosil yakıtlardan daha ucuz enerji sağlayabilir. Ancak bu rakamlar henüz gözlemsel veriler değil, şirketin projeksiyonlarıdır.

Finansman turuna İQ Capital'in yanı sıra Rhapsody Venture Partners, Zero Carbon Capital ve Empirical Ventures katıldı. Toplanan fonlar reaktör tasarımının doğrulanması, büyük ölçekli test tesislerinin yapılması ve ilk yakıt elemanlarının üretimi için hazırlanmak üzere ekibin genişletilmesinde kullanılacak.

Savunma Endüstrisinden Spin-off, Enerji Sektörüne Yöneliş

Nuclear Turbines, BAE Systems'in kendi içinden çıkartılan bir girişim; kurucularından biri Jeremy Owston, BAE'de Başkanlık mühendisi konumundayken ayrıldı. Diğer kurucu Tim Abram ise Manchester Üniversitesi'nde nükleer mühendislik profesörü. İkili, Empirical Ventures'ın girişim stüdyosu ortaklığıyla şirketi kurdu.

Yeni atanan Baş Ticari ve Strateji Sorumlusu Lauren Dickerson, Centrica'dan geliyor; bu atama, henüz ticari ölçekte çalışan bir reaktörü olmayan bir şirketin müşteri tarafını ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor.

Birleşik Krallık'taki Enerji Maliyeti Sorunu

Hareket zamanlaması tesadüfi değil. İngiltere işletmeleri Avrupa'da en yüksek elektrik fiyatlarından biriyle karşı karşıya; Deloitte verilerine göre, Fransız ve Alman firmalarından yaklaşık yüzde 50 daha pahalı, Amerika'daki fiyatlardan ise dört kat daha fazla ödüyor. Bu ekonomik baskı, yeni nesil nükleer reaktör tasarımlarına yatırımcı çekekmekte yardımcı oluyor, özellikle veri merkezleri gibi büyük enerji tüketicileri için.

Ne anlama geliyor?

Nükleer enerji sektörü, konvansiyonel sistem tasarımında asırlar boyunca gemi motoru teknolojisine dayanıyor. Bu yaklaşımda reaktör tasarlandıktan sonra ortaya çıkan ısının ne yapılacağı düşünülüyor. Nuclear Turbines'in stratejisi tersine çevriyor: ucuz elektrik üretimin mekanizması ile başlıyor ve o mekanizmaya uygun bir reaktör tasarlıyor. Bu mantıksal değişim, üretim maliyetini azaltmak açısından önemli olabilir.

Endüstriyel kullanıcılar (veri merkezleri, fabrikalar) açısından ilgisi şu: geleneksel nükleer santrallar çok büyük merkezileştirilmiş tesisler olduğu için, enerjinin uzaktan dağıtımı gerekir ve bu aktarım kayıpları ile altyapı yatırımını beraberinde getirir. Daha küçük ve modüler reaktörler, enerji üretimini kullanıcıya yakın olarak gerçekleştirmekte yardımcı olabilir, böylece verimlilik artar ve maliyetler düşer.

Proje tasarım aşamasında olup, ticari ölçekte işletilen bir reaktör henüz yoktur. Hükümetin nükleer düzenleme çerçevesinde reform yapması ve sektöre yönelik politikalar geliştirmesi, bu tür girişimlerin ortaya çıkmasına ve finanse edilmesine uygun bir ortam yaratıyor.