CHP'den ayrılan Özgür Özel ve beraberindeki milletvekillerinin kuracağı yeni siyasi partinin finansman süreci ve karşı karşıya kalacağı yüksek maliyetler netleşmeye başladı. Bir siyasi partinin yasal olarak seçime girebilmesi için gereken asgari örgütlenme şartları, beraberinde ciddi bir bütçe yükü getiriyor.

Örgütlenme maliyetleri aylık 22 milyon lirayı buluyor

Yasalar gereği bir partinin seçime katılabilmesi için en az 41 il ve ilçe örgütünün kurulması zorunlu bulunuyor. Türkiye genelinde 81 ilde örgütlenme sağlanması durumunda, genel merkez ve personel giderleri dahil olmak üzere aylık harcamaların en alt sınırda 22 milyon lirayı aştığı belirtiliyor.

Finansman kaynağı olarak bağışlar öne çıkıyor

Yeni kurulan partiler, ancak ilk girdikleri seçimde en az yüzde 3 oy alırlarsa hazine yardımıyla desteklenebiliyor. Bu nedenle hazine yardımı alamayacak olan yeni oluşumun finansmanı için parti sözcüsü tarafından bağışlara işaret edildi. Siyasi Partiler Yasası uyarınca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Türk şirketleri, dernekler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları bağış yapabilirken; bir kişinin kendi adına yapabileceği bağış tutarı 634 bin TL ile sınırlı bulunuyor.

Bağış yasakları ve hazine yardımı tartışması

Kanuna göre yabancı devletler, yabancı gerçek ve tüzel kişiler, uluslararası kuruluşlar ile belediyelerin siyasi partilere bağış yapması kesinlikle yasaklanmış durumda. Öte yandan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'nin 2026 yılında hazineden alacağı 1 milyar 815 milyon liralık yardımın, ayrılan milletvekili sayısı oranında yeni partiye aktarılmasının etik olacağını önerdi.

Ne anlama geliyor?

Siyasi oluşumların kurulma süreci, yalnızca ideolojik bir ayrışma değil, aynı zamanda yüksek maliyetli bir operasyonel süreçtir. Kanuni zorunluluklar nedeniyle belirli sayıda yerel temsilcilik açılması, kira, personel ve lojistik giderlerin düzenli olarak karşılanmasını gerektirir. Bu durum, yeni kurulan yapıların başlangıç aşamasında yüksek miktarda nakit akışına ihtiyaç duymasına yol açar.

Kamusal destek mekanizmaları, belirli bir oy oranına ulaşan yapılara dönemsel olarak sağlanan ödemelerle çalışır. Bu eşiğin altında kalan oluşumlar, finansmanlarını yasal sınırlar dahilindeki bireysel veya kurumsal desteklerle sağlamak zorundadır. Bu süreçte bağış limitleri ve bağışçı profili, yapıların mali bağımsızlığı ve şeffaflığı açısından kritik bir rol oynar.