MIT araştırmacılarının yeni bir çalışması, modern bilimsel araçlar kullanılsaydı ozon tabakasındaki hasar 1974'teki CFC keşfinden çok önce, 1950'li yıllarda fark edilebileceğini ortaya koyuyor. Araştırma, ozon kaybının aslında CFC kimyasallarının yaygınlaşmasından önceki dönemde başladığını gösteriyor.

Carbon Tetrachloride ve Erken Hasar

CFC kimyasalları 1950'lerde kullanılmaya başlanmadığında, ozon tabakasında başka bir endüstriyel çözücü olan karbon tetraklorür zaten etki yapıyor durumundaydı. 1950 yılında karbon tetraklorür, o dönem başlangıç CFC seviyelerinin 3-4 katı kadar atmosferde bulunuyordu. Bu madde de ozonun bozunmasına neden oluyordu ancak doğal ozon dalgalanmaları nedeniyle bu etki tespit edilmesi güçtü.

Modern İzleme Araçlarının Gücü

Günümüzün uydu teknolojisi ozonun alt, orta ve üst stratosfer katmanlarında ayrı ayrı ölçüm yapabiliyor. MIT'deki araştırmacılar bu tür izleme sistemini 1950'ye geri götürecek şekilde bir model çalıştırdılar. Simülasyonlara göre, gelişmiş gözlem araçları kullanılsaydı, ozon azalması ilk olarak 1957'de tropikal bölgelerdeki üst stratosfer katmanında %95 istatistiksel güvenilirlik seviyesinde tespit edilebilir hale gelirdi. O dönemde stratosferdeki klor kirliliğinin yarısı ile üçte ikisi henüz CFC değil karbon tetraklorürden kaynaklanıyordu.

Zamanında Müdahalenin İmkanı

1976 yılına gelindiğinde, ozon incelmesi Antartika dahil olmak üzere alt stratosfer seviyesinde de tespit edilebilir duruma gelmiş olurdu. Antartika üzerindeki ozon deliği gerçekte ancak 1985'te keşfedildi. Araştırmacılar, bu bulguların erken tespit ve müdahale imkanı sunacağını ancak günümüzde benzer izleme sistemlerinin riske girdiğini vurguluyor. Stratosfer ozonunu çoklu yüksekliklerde ölçen uydu 2004'ten beri görevde olup tasarım ömrünü aşmış durumdadır.