Sanatçı Refik Anadol, ortağı Efsun Erkılıç ile birlikte dünyanın ilk yapay zeka sanat müzesi olarak tanımlanan Dataland'ı Los Angeles'ta açtı. 20 Haziran'da kapılarını açan müze, ilk iki haftada 10 binden fazla ziyaretçiyi ağırladı.
Müzenin başyapıtı olan Machine Dreams: Rainforest adlı sergi, ziyaretçilerin hareketlerine ve biyometrik verilerine (giyilebilir cihazlarla takip edilen) yanıt veren etkileşimli dijital ekranlar sunuyor. Anadol'un geliştirdiği Büyük Doğa Modeli adlı yapay zeka sistemi, Smithsonian gibi prestijli araştırma kurumlarından toplanan doğal bilim arşivlerini kullanarak yağmur ormanları ve benzer ortamlarının sanatsal görüntülerini üretiyor.
Veri Etiksi ve Sürdürülebilir İşletme
Anadol ve ekibi, modeli eğitmek için Amazon ve diğer yağmur ormanlarına seyahat ederek beş petabayt ham veri topladı. Müze kurucuları bu veri toplamasında araştırmacılardan rıza aldığını ve katılımını sağladığını belirterek, Silikon Vadisi'ndeki büyük yapay zeka şirketlerinin yaratıcılara lisans vermeden içerik kullandığı yönündeki eleştirilerin karşısında yer aldı. Dataland, Google DeepMind'dan düşük enerji kaynaklarına erişim sağladı ve galerinin Google Cloud üzerinde çalışmasıyla çevre dostu bir bilişim süreci sağlanıyor.
Yapay Zeka Sanatına Karşı Kuşkuculuğun Ötesine Geçmek
Anadol, yapay zeka sanatı hakkındaki yaygın olumsuz kanıların farkında. Birçok yaratıcı ve eleştirmen, Dataland'ın açılması öncesinde basit istem mühendisliğiyle üretilen içeriği meşru sanat saymazken, müze tasarımcısı bunun ötesinde olanaklarının olduğunu göstermeyi amaçlıyor. Machine Dreams: Rainforest'e giriş için ziyaretçiler bir uygulama yüklüyor ve akıllı saat ile omuz tutacağı takıyor; bu cihazlar teknoloji merkezinde bile orman kokularını yayarak gerçekçi duyusal bir deneyim sunuyor.
Ne anlama geliyor?
Bu gelişme, yapay zeka teknolojisinin sanat ve tasarımda kullanım biçimlerinin hızla değiştiğini gösteriyor. Geleneksel olarak, algoritmalar ve makine öğrenme araçları tasarım işleminin hızlandırılmasında veya belirli görevlerin otomasyonunda yardımcı roller oynamıştır. Ancak Dataland modelinde, yapay zeka sistemleri geniş veri setlerini analiz ederek insanın yaratıcı deneyimini yeniden tanımlayan içerikler üretiyor. Ziyaretçilerin kişisel hareketleri ve fizyolojik verileri (kalp atışı, vücut ısısı gibi) kullanarak ortam gerçek zamanlı olarak değişiyor. Bu, alışılmış müze deneyiminden oldukça farklı ve etkileşimli bir katılım sunuyor.
Türkiye'deki sanat ve teknoloji merkezleri açısından bakıldığında bu tür girişimler, sanal ve fiziksel deneyimlerin birleştirilme potansiyelini ortaya koymaktadır. İstanbul gibi şehirlerde arttırılmış gerçeklik ve yapay zeka entegrasyonlu kültür mekanları kurmanın teknik altyapısı ve tasarım felsefesi, bu tür uluslararası örneklerden yararlanabilir. Ziyaretçi katılımını gerçek zamanlı takip sistemiyle yönetmek, kültür kurumlarının geleneksel rolünü (yani pasif izleme ortamı) aktif etkileşim alanına dönüştürmektedir.





Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.