Amerika Birleşik Devletleri Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr., federal düzeyde koruyucu sağlık hizmetleri için kritik öneme sahip 16 kişilik uzman kuruluna 8 yeni üye atadığını duyurdu. ABD Önleyici Hizmetler Görev Gücü (USPSTF) olarak bilinen bu panelin önerileri, sigorta poliçelerinin hangi tıbbi testleri ve kontrolleri ücretsiz kapsamı altına alacağını belirleyerek milyonlarca Amerikalı doğrudan etkilenir.

Sigorta kapsamını belirleyen mekanizma

USPSTF, depresyon taraması, kolesterol ilacı kullanımı, kolonoskopi ve mamografi gibi geniş bir yelpazede kanıta dayalı önerilerde bulunan bağımsız bir yapıdır. Kurul, değerlendirme sürecinde katı ve şeffaf bir çerçeve uygulayarak önerileri A'dan D'ye kadar derecelendirir. Sigorta sağlayıcılarının, A veya B notu alan tüm koruyucu hizmetleri hastadan herhangi bir ek ücret talep etmeden karşılaması yasal bir zorunluluktur. Bu nedenle kurulun yapısındaki değişimler, vatandaşların sağlık sigortalarıyla alabileceği hizmetlerin niteliğini doğrudan şekillendirir.

Atamalar ve kurumsal tartışmalar

Bakan Kennedy, atamaların duyurulmasından önce kurulu bir yılı aşkın bir süre boyunca fiilen işlevsiz bırakmış; toplantıları iptal etmiş ve süreleri dolan üyelerin yerine yenilerini atamamıştı. Mayıs ayında iki üst düzey liderin görevden alınması ve CDC'deki aşı danışma kurulundaki müdahaleler, bağımsız panelin siyasi görüşlere uygun kişilerle doldurulacağı endişesini artırmıştı. Yeni açıklanan 8 ismin büyük bölümünün Kennedy ve yönetimin ideolojisiyle örtüştüğü, en az birinin Kovid-19 aşılarına karşı eleştirilerde bulunduğu ve en az iki üyenin cinsiyet uyum tedavilerine yönelik olumsuz görüşler ifade ettiği belirtiliyor.

Ne anlama geliyor?

Kamu sağlığı politikalarında bağımsız komisyonlar, kişisel siyasi görüşlerden arınmış, yalnızca bilimsel verileri temel alan standartlar belirler. Bu tür panellerin siyasi atamalarla şekillendirilmesi, tıbbi kanıtların yerine ideolojik önceliklerin geçmesine yol açabilir. Sonuç olarak, vatandaşların sigorta kapsamından yararlanabildiği tarama ve tedavi türleri, bilimsel gereklilikten çok siyasi tercihlerle belirlenebilir. Bu durum, halk sağlığı uygulamalarında tutarlılığı zayıflatarak, bazı gerekli tıbbi müdahalelerin erişilebilirliğini kısıtlama riski taşır.