Şili'nin kuzeyinden çıkarılan iki antik mumya üzerinde yapılan gelişmiş DNA analizleri, Avrupalıların Amerika kıtasına çiçek hastalığını taşıdığını moleküler düzeyde kanıtladı. Science dergisinde yayımlanan araştırma, kolonileşme döneminde milyonlarca yerlinin ölümüne yol açan salgınların izlerini ortaya koydu.

DNA Analizleri Tarihi Gerçeği Doğruladı

1990 yılında bulunan ve muhtemelen 15. yüzyıl sonu ile 17. yüzyıl başları arasında ölen 30 yaşlarında bir kadın ve 20 yaşlarındaki bir erkeğe ait mumyalar yeniden incelendi. Trinity College Dublin ve Şili Üniversitesi araştırmacıları, bu kişilerin genomlarında o dönem Avrupalıları etkileyen çiçek virüsü türünün izlerine rastladı.

Daha önce mumyaların derisindeki lezyonların arsenik maruziyetinden kaynaklandığı düşünülürken, yeni genetik veriler bu belirtilerin aslında çiçek hastalığına ait olduğunu gösterdi. İki mumyanın DNA'sındaki virüs izlerinin neredeyse aynı olması, her iki bireyin de aynı salgın dalgası sırasında hayatını kaybettiğine işaret ediyor.

Virüsün Evrimi ve Bağışıklık Sistemi

Araştırma, variola virüsünün evrimsel süreci hakkında da yeni bilgiler sundu. Tespit edilen suşun, orta çağ Avrupası'ndaki türler ile daha sonraki dönemlerde görülen türler arasında bir konumda olduğu belirlendi. Kolonileşme döneminde virüsün daha yavaş evrildiği, çünkü yerli halkların bu hastalığa karşı hiçbir bağışıklığının olmadığı ve virüsün fazla adaptasyona ihtiyaç duymadan yayılabildiği açıklandı.

Bilim insanları, 19. yüzyılda Edward Jenner'ın aşıyı geliştirmesiyle birlikte virüsün yeniden evrimleşmeye başladığını, ancak geniş çaplı aşılama sayesinde hastalığın kontrol altına alındığını belirtti. Dünya Sağlık Örgütü, 1980 yılında çiçek hastalığının tamamen yok edildiğini resmen ilan etmişti.

Ne anlama geliyor?

Bu gelişme, geçmişteki salgınların nasıl yayıldığını anlamak için kullanılan genetik yöntemlerin gücünü göstermektedir. Eski biyolojik kalıntılardan elde edilen veriler, tarihsel kayıtların ötesine geçerek olayların biyolojik kanıtlarını sunar. Bu süreç, antik kalıntıların gen haritasının çıkarılmasıyla hastalıkların yayılım yollarının ve mutasyon hızlarının tespit edilmesini sağlar.

Hastalıkların evrimi, konakçının bağışıklık durumuna göre şekillenir. Eğer bir topluluk belirli bir patojene karşı savunmasızsa, virüs hayatta kalmak için hızla değişmek zorunda kalmaz. Ancak koruyucu yöntemler devreye girdiğinde, mikroorganizmalar bu engelleri aşmak için mutasyon geçirmeye zorlanır. Bu mekanizma, günümüzdeki sağlık stratejilerinin ve koruyucu önlemlerin temelini oluşturur.