Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün verileri, Türkiye'de son 55 yılda hava ve deniz suyu sıcaklıklarında belirgin bir artış yaşandığını ortaya koydu. Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin hissedildiği ülkede, genel hava sıcaklığı ortalaması 1,7 derece yükselirken, deniz suyu sıcaklıklarında bölgelere göre 1,3 ile 2,2 derece arasında artışlar kaydedildi.

Hava Sıcaklıklarında Dönemsel Artışlar

1970 ile 2025 yılları arasındaki veriler incelendiğinde, hava sıcaklıklarının kademeli olarak yükseldiği görülüyor. 1970-1980 yılları arasında 12,7 derece olan ortalama sıcaklık; 1981-1991 döneminde 13,1 dereceye, 1992-2002 arasında 13,1 dereceye, 2003-2013 arasında 13,6 dereceye ve son olarak 2014-2025 periyodunda 14,4 dereceye ulaştı.

Deniz Suyu Sıcaklıklarındaki Kritik Değişimler

Four farklı denizde ölçülen ortalama sıcaklıklar, ısınmanın boyutlarını gösteriyor. Marmara Denizi'nde ortalama sıcaklık 15,8 derece olarak belirlenirken, son 10 yılda 2,2 derecelik bir artış yaşandığı tespit edildi. Marmara'da en yüksek sıcaklık 2019'da 18,6 derece, en düşük ise 1987'de 14,4 derece olarak ölçüldü.

Akdeniz'de 55 yıllık süreçte ortalama sıcaklık 21,5 derece oldu ve genel artış 1,3 derece olarak kaydedildi. Akdeniz'de en sıcak yıl 2019 (23,8 derece), en soğuk yıl ise 1992 (20,6 derece) olarak kayıtlara geçti.

Ege ve Karadeniz'deki Isınma Trendi

Ege Denizi'nde ortalama sıcaklık 18,8 derece olarak kaydedilirken, dikkat çekici bir veri ortaya çıktı: Son 10 yıldaki 0,8 derecelik artış, önceki 45 yıllık toplam artış miktarına eşit oldu. Ege'de en sıcak değer 2018'de 19,8 derece, en soğuk değer ise 1983'te 17,7 derece olarak ölçüldü.

Karadeniz'de ise 1970-2025 yılları arasındaki ortalama sıcaklık 15,4 derece olarak tespit edildi. Son 10 yılda ortalama 0,9 derece ısınan Karadeniz'de, en sıcak kayıt 2019'da 18,5 derece, en soğuk kayıt ise 1987'de 13,8 derece olarak belirlendi.

Ne anlama geliyor?

Atmosferdeki sera gazlarının birikmesiyle ortaya çıkan ısınma süreci, su kütlelerinin termal kapasitesi nedeniyle deniz suyu sıcaklıklarına da yansır. Denizlerin ısınması, buharlaşma oranlarını değiştirerek yağış rejimlerini etkileyen temel bir mekanizmadır. Bu durum, su döngüsünün bozulmasına ve bazı bölgelerde aşırı yağışlar görülürken bazı bölgelerde kuraklığın derinleşmesine yol açar.

Sıcaklık artışları, doğal ekosistemlerin dengesini bozar. Su kaynaklarının azalmasıyla birlikte toprak nemi düşer ve bitki örtüsü kurur. Bu fiziksel değişimler, bitki örtüsünün yanmaya daha eğilimli hale gelmesine neden olarak yangın riskini artıran somut bir etken oluşturur. Kullanıcılar için bu durum, tarımsal verimliliğin düşmesi ve su yönetimi stratejilerinin değiştirilmesi zorunluluğu anlamına gelir.