Gebelik döneminde kullanılan asetaminofen (Tylenol) ile çocuklarda otizm gelişimi arasında bir bağ olmadığını gösteren kapsamlı bir araştırma yayınlandı. JAMA Internal Medicine dergisinde yer alan çalışma, ABD Başkanı Donald Trump ve Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.'ın daha önce yaptıkları iddiaları çürütüyor.

Kapsamlı Veri Analizi ve Sibling-Matched Yöntemi

Hong Kong'da yürütülen çalışmada, 2001 ile 2023 yılları arasındaki elektronik sağlık kayıtları incelendi. Araştırmacılar, 700 binin üzerindeki anne ve çocuk çiftinin verilerini analiz etti. Bu gruptaki çocukların yaklaşık yüzde 43'ünün anne karnındayken asetaminofene maruz kaldığı belirlendi.

Çalışmada, genetik ve çevresel faktörleri ayırt edebilmek için kardeş eşleştirmeli (sibling-matched) bir analiz yöntemi kullanıldı. Bu yöntemle 124 bin çocuk üzerinden otizm, 97 bin çocuk üzerinden ise DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) analizleri yapıldı. Sonuçlar; dozaj, kullanım zamanı veya annenin yaşına bakılmaksızın, ilaç kullanımı ile bu durumlar arasında hiçbir bağlantı olmadığını ortaya koydu.

Yanlış Bilgilendirmelerin Sağlık Üzerindeki Etkileri

Eylül ayında Trump ve Kennedy'nin düzenlediği basın toplantısında, kanıt sunulmadan Tylenol'ün otizme yol açtığı iddia edilmiş ve hamilelere bu ilacı kullanmamaları tavsiye edilmişti. Tıbbi kuruluşlar, tedavi edilmeyen yüksek ateşin düşük, doğum kusurları ve erken doğum riskini artırdığını belirterek bu uyarılara karşı çıktı.

The Lancet'te Mart ayında yayınlanan bir çalışmaya göre, bu açıklamaların ardından acil servislerdeki hamile hastaların asetaminofen kullanımı yüzde 10 oranında düştü. Ayrıca Teksas eyaleti, iddia edilen bağlantı nedeniyle Tylenol üreticisine dava açtı. Benzer şekilde İsveç'te 2024 ve Japonya'da 2025 yıllarında yapılan çalışmalar da herhangi bir risk saptamadı.

Ne anlama geliyor?

İlaç araştırmalarında kullanılan kardeş eşleştirme yöntemi, aynı aile içinden gelen bireylerin karşılaştırılmasına dayanır. Bu teknik, genetik mirası ve ortak yaşam koşullarını sabitleyerek, incelenen maddenin etkisini diğer dış etkenlerden ayırmayı sağlar. Böylece gözlemlenen bir sonucun genetik bir yatkınlıktan mı yoksa dışarıdan alınan bir maddeyle mi ilgili olduğu daha net anlaşılır.

Ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak kullanılan bu tür bileşikler, vücuttaki ağrı sinyallerini düzenleyerek çalışır. Gebelik sürecinde kontrol altına alınmayan yüksek vücut ısısı, gelişmekte olan fetüs için biyolojik riskler oluşturabilir. Bu nedenle, kanıta dayalı tıp uygulamaları, risk analizleri yapılmış güvenli ilaçların bilinçli kullanımını, tedavi edilmeyen semptomlara tercih eder.