Trump yönetimi, veri merkezlerini besleyen gaz santralleri ve dizel jeneratörler gibi tesislerin inşasını kolaylaştıracak bir kural değişikliğini gündeme aldı. Çevresel Koruma Ajansı (EPA) tarafından değerlendirilen bu yeni düzenleme, hava kirliliğine neden olan bazı tesislerin izin süreçlerinde halkın katılımını kısıtlayabilir.

ပြည် halkın katılımı eyaletlerin kararına bırakılıyor

Çarşamba günü düzenlenen bir halklelelele toplantısında, yeni hava kirliliği kaynaklarının izin süreçlerinde kamuoyunun ne kadar söz sahibi olacağına dair kararın eyaletlere devredilmesi önerildi. Mevcut durumda Temiz Hava Yasası kapsamında tesisler, kirlilik seviyelerine göre 'ana kaynak' veya 'küçük kaynak' olarak ikiye ayrılıyor. Ana kaynaklar sıkı denetim ve zorunlu halkla paylaşım süreçlerine tabi tutulurken, küçük kaynaklar kapsamında değerlendirilen tesislerin denetimi daha esnek yürütülüyor.

Veri merkezleri ve enerji ihtiyacı

Özellikle xAI ve Meta gibi şirketler, veri merkezlerini çalıştırmak için kullandıkları gaz santrallerini 'küçük kaynak' izin süreçleri üzerinden kurmaya yönelmiş durumda. WIRED'ın haberine göre, EPA sözcüsü bu kural değişikliğinin emisyon standartlarını değiştirmeyeceğini ancak yerel sorunları daha iyi bilen eyalet ve yerel kurumları karar verici konuma getireceğini belirtti. Düzenleme yasalaşırsa, yerel toplulukların yeni tesisler hakkında önceden bilgilendirilmesi ve sürece dahil olması eyaletten eyalete farklılık gösterecek.

Hukuki endişeler ve yerel tepkiler

Güney Çevresel Hukuk Merkezi'nden avukat Keri Powell, Georgia gibi eyaletlerdeki güçlü bildirim süreçlerinin projelerdeki sorunların önceden tespit edilmesini sağladığını belirtti. Federal gerekliliklerin kaldırılması durumunda, toplulukların ve hukuk gruplarının projelerden haberdar olma şansının azalacağı ve inceleme süreçlerinin dışında kalabilecekleri vurgulandı. Moms Clean Air Force'tan Vanessa Lynch ise veri merkezlerinin kurulduğu bölgelerde insanların söz sahibi olmak istediğinin altını çizdi.

Ne anlama geliyor?

Endüstriyel tesislerin işletmeye alınması sürecinde uygulanan izin mekanizmaları, çevresel etkilerin denetlenmesi için kullanılır. Bu süreçler genellikle halkın görüş bildirme hakkını içeren şeffaflık aşamalarından oluşur. Bir tesisin kirlilik kapasitesine göre düşük riskli kategoride sınıflandırılması, bürokratik süreçlerin hızlanmasını ve denetim yükünün azalmasını sağlar.

Yerel yönetimlerin bu yetkiyi devralması, standart bir denetim mekanizmasının ortadan kalkmasıyla sonuçlanabilir. Bu durum, teknolojik altyapı yatırımlarının hızını artırırken, çevresel izleme süreçlerinin yerel önceliklere göre şekillenmesine yol açar. Kullanıcılar için bu durum, dijital hizmetlerin altyapısının daha hızlı genişlemesi anlamına gelse de, yaşam alanlarındaki enerji üretim tesislerinin kurulum aşamasındaki şeffaflığın azalmasıyla sonuçlanabilir.