Amerika Birleşik Devletleri'nde kızamık vakaları, sadece Temmuz ayına kadar olan verilere göre son 35 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Geçen yıl ile birlikte toplam vaka sayısının, önceki 25 yılın toplamını geçtiği belirtiliyor. Vakalardaki bu artışın temel nedeni olarak, aşılama oranlarının azalması ve yerel salgınların yayılması gösteriliyor.

Kişisel ve Toplumsal Sağlık Riskleri Artıyor

Son iki yıl içerisinde ABD'de yaklaşık 400 kişi kızamık nedeniyle hastaneye yatırıldı. Bu süreçte 3 kişi hayatını kaybederken, en az 3 kişide kalıcı semptomlara yol açan beyin şişmesi meydana geldi. Özellikle Utah eyaletindeki salgın Haziran 2025'ten beri devam ederek, ülkenin hastalıkla mücadeledeki başarısını riske attı.

Resmi Kurumların Değerlendirme Süreci Başladı

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), Ocak 2025 ile Haziran 2026 arasındaki verileri kapsayan kapsamlı bir raporu tamamlamak üzere. Pan Amerikan Sağlık Örgütü'nün bu raporu inceleyerek, ABD'nin kızamık eliminasyon durumunu Kasım ayındaki yıllık toplantıda yeniden değerlendirmesi bekleniyor. Uzmanlar, mevcut veriler ışığında ülkenin artık bu tehdidi tamamen ortadan kaldırmış sayılmayabileceğini belirtiyor.

Saha Deneyimleri ve Tıbbi Zorluklar

Utah'lı çocuk doktorları, aşılanmamış çocukların solunum yollarındaki şişme ve şiddetli dehidrasyon nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşadığını aktarıyor. Aşı eksikliği nedeniyle doktorlar, menenjit gibi hayati riskleri ekarte etmek için belden sıvı alma (lomber ponksiyon) gibi daha agresif ve travmatik tıbbi müdahalelere başvurmak zorunda kalıyor.

Ne anlama geliyor?

Bazı bulaşıcı hastalıklar, toplumun büyük bir kısmının bağışıklık kazanmasıyla belli bir coğrafyadan tamamen silinebilir. Bu durum, virüsün yayılacak uygun konak bulamaması prensibine dayanır. Ancak bağışıklama oranları kritik bir eşiğin altına düştüğünde, tekil vakalar hızla toplumsal salgınlara dönüşebilir. Bu mekanizma, korumasız bireyleri ve sağlık sistemini doğrudan etkiler.

Hastalığın yayılımı, özellikle solunum yoluyla gerçekleştiği için yüksek bulaşıcılık kapasitesine sahiptir. Bağışıklığı olmayan kişilerde sadece ateş ve döküntüyle kalmayıp, merkezi sinir sistemini etkileyen ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum, tanı sürecinde daha invaziv ve ağrılı yöntemlerin kullanılmasını zorunlu kılarak hastane yükünü artırır.