Almanya'nın bağımsız rekabet kurumu Bundeskartellamt, Apple'ın uygulama içi veri toplama onay süreçlerinde kendi uygulamalarına avantaj sağladığını belirterek şirkete yaptırım kararını açıkladı. Kurum, kullanıcıların kişisel verilerinin toplanıp toplanmayacağına karar verdiği pencerelerde, Apple'ın kendi servisleri için daha teşvik edici, üçüncü taraf uygulamalar için ise caydırıcı bir dil ve tasarım kullandığını öne sürdü.
App Tracking Transparency ve Rekabet Sorunu
Söz konusu iddialar, Nisan 2021 tarihinde hayata geçirilen App Tracking Transparency (ATT) çerçevesi etrafında şekilleniyor. Bu sistem, kullanıcıların bir uygulamayı açtıklarında verilerinin paylaşılıp paylaşılmayacağını seçmelerine olanak tanıyor. Ancak Bundeskartellamt, Apple'ın bu onay pencerelerindeki kelime seçimleri, tasarım ve seçeneklerin, kullanıcıları kendi uygulamalarına onay vermeye yönlendirirken diğer geliştiricilere karşı soğuttuğunu tespit etti.
Dört Ay İçinde Değişiklik Yapılması Gerekiyor
Alman düzenleyici kurumun kararıyla birlikte Apple, üçüncü taraf sağlayıcılar için hazırlanan onay istemlerindeki caydırıcı sembolleri ve ifadeleri kaldırmak zorunda kalacak. Yeni düzenleme ile veri toplama izin istemlerinin içerik, dil ve düzen açısından tamamen tarafsız olması gerekiyor. Apple'ın bu değişiklikleri uygulamak için dört ay süresi bulunuyor ve revizyonları uygulama geliştiricileriyle test etmesi şart koşuluyor.
Bundeskartellamt, bu taahhütlerin yedi yıl boyunca geçerli olacağını ve sürecin bir bağımsız izleme heyeti tarafından denetleneceğini duyurdu. Apple cephesinden konuyla ilgili resmi bir açıklama bekleniyor.
Ne anlama geliyor?
Kullanıcıların dijital ayak izlerini yönettiği onay mekanizmaları, yazılım ekosistemindeki veri akışını kontrol eden temel kapılardır. Bu pencerelerdeki renk seçimi, buton yerleşimi veya kullanılan kelimeler, kişinin karar verme sürecini bilinçaltı düzeyde etkileyebilir. Bir platform sağlayıcısının, kendi servisleri için kolaylaştırıcı, diğerleri için zorlaştırıcı bir dil seçmesi, veri toplama kapasitesini artırarak haksız bir rekabet ortamı oluşturur.
Bu tür düzenlemeler, cihaz işletim sistemini kontrol eden yapıların, uygulama mağazasındaki diğer geliştiricilere karşı tarafsız kalmasını hedefler. Tarafsız bir arayüz tasarımı sayesinde, kullanıcının tercihi teknik yönlendirmelerle değil, kendi isteğiyle belirlenmiş olur. Bu durum, yazılım pazarına giren farklı geliştiricilerin kullanıcı verilerine erişim konusunda eşit şartlarda yarışmasını sağlar.





Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.