Karıncalara ve arılara benzer şekilde eusosyal bir yapıya sahip olan bu canlılarda, kolonideki tek üreyen dişinin otoritesini kimyasal bir sinyal üzerinden kurduğu belirlendi.
Koku Duyusunun Kritik Rolü ve Genetik Altyapı
Nörobiyolog Gary Lewin liderliğindeki ekip, görme yetisi kısıtlı olan çıplak köstebek farelerinin koku alma duyularının son derece gelişmiş olduğunu belirtti. Farelerin yaklaşık 1200 koku reseptör genine sahip olduğu, bu sayının farelerdeki 1000 gen ve insanlardaki birkaç yüz genle kıyaslandığında çok daha yüksek olduğu tespit edildi. Bilim insanları, hayvanların vücutlarından yayılan uçucu molekülleri toplamak için emici plastik tüpler kullanarak koku örnekleri aldılar ve bu örnekleri kütle spektrometresi ile analiz ederek yaklaşık 100 farklı kimyasal bileşene ayırdılar.
Kraliçeye Özgü Bileşik: İzopropil Miristat
Yapılan analizler sonucunda, sadece üreyen kraliçelerde bulunan ve diğer bireylerde rastlanmayan izopropil miristat adlı bir ester tespit edildi. Kraliçelerin bu kimyasalı cinsel organları aracılığıyla salgıladığı ve üç kilometreye kadar uzanabilen tünel ağlarında dolaşırken yüzeylere yaydığı belirlendi. Bu bileşiğin miktarının kraliçenin doğurganlık döngüsüne paralel olarak değiştiği; kızgınlık veya hamilelik dönemlerinde zirveye ulaştığı saptandı. Ayrıca bu maddenin yüzeylerde yaklaşık 24 saat boyunca kalıcı olduğu gözlemlendi.
Koku Duyusunun Sosyal Davranışlara Etkisi
Araştırmacılar, koku duyusunun yabancı bireylere karşı tutumlardaki etkisini de inceledi. Farklı kolonilerden gelen farelerin birbirlerini yaklaşık 40 saniye boyunca koklayarak tanımaya çalıştıkları ve yabancı bulduklarında saldırganlaştıkları görüldü. Deneyler kapsamında koku alma nöronları geçici olarak devre dışı bırakılan farelerin yabancılara karşı saldırganlığının sona erdiği ve kavga etmeden bir arada durabildikleri kaydedildi.






Yorumlar (0)
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.