Czinger, 3D baskı teknolojisini kullanan ve 1.250 beygir gücünde hybrid bir V8 motorla donatılı 21C hipercarhını geliştirdi. Araç, 1,92 saniyede 0-100 km/h hızlanabiliyor ve son dönem Kaliforniya pist testlerinde beş farklı racetrackte lap rekorları kırdı.

Additive Manufacturing ile Yeniden Tanımlanan Tasarım

21C'nin farkı, geleneksel otomotiv mühendisliğinin ters yöne işlemesinde yatıyor. Divergent Technologies'in generative design yazılımı milyonlarca olası geometri arasında yineleyerek, yapısal olarak sadece gerekli yerlere malzeme dağıtan çözümler buluyor. Bu sayede karbon fiber gövdeli araç 1.678 kilogramdan az ağırlıkta.

Gelişmiş Güç Aktarım Sistemi

2,88 litre twin-turbo flat-plane V8 motor 11.000 rpm'e ulaşabiliyor ve bununla birlikte her ön tekerekte bir elektrik motoru ile bir crank-driven jeneratörün oluşturduğu üçlü motor sistemi 937 Nm torque üretiyor. Araç, yedi vitesli otomatik manual transaxle kullanıyor ve 378 km/h üst hızda çıkabiliyor.

Sektördeki Konumu ve Teknolojik Arka Plan

Kevin ve Lukas Czinger tarafından kurulan şirket, additive manufacturing ve generative design alanında uzmanlaşmış Divergent Technologies'in bir uzantısı. Lokkheed Martin, Raytheon ve savunma sektörü ile Bugatti ve McLaren gibi üretim ortaklıkları bulunuyor. 2.350.000 dolarlık fiyatı ile diğer ultra-yüksek performanslı hipercarlara kıyaslanabiliyor.

Ne anlama geliyor?

3D baskı ve generative design yazılımı, otomotiv mühendisliğinde temel bir paradigma değişimini temsil ediyor. Geleneksel yöntemlerde döküm, forging ve stamping gibi üretim süreçleri geometrik sınırlamalar getiriyordu; bu kısıtlar tasarımı belirlemekteydi. Additive manufacturing sayesinde mühendisler önce yapısal ihtiyaçları tanımlıyor, yazılım bunları karşılayan optimal geometrileri otomatik keşfediyor ve üretim bu tasarımları doğrudan gerçekleştiriyor.

Pratikte bunun anlamı, ağırlık azaltmada ve performansta geleneksel tasarımın bir kaç adım önüne geçme imkânıdır. Araç hafifletildiğinde daha az motor gücüyle aynı hızlanmayı sağlamak, yakıt tüketimini düşürmek ve çevriliş performansını artırmak mümkün hale geliyor. Aynı zamanda malzeme israfı azalıyor çünkü sadece gerekli kısımlara malzeme ekleniyor.

Bu yaklaşım şu anda yalnızca ultra-lüks hipercar kategorisinde ekonomik olabilse de, üretim maliyetleri düştüğünde seri üretim otomobiline yayılması bekleniyor. Özellikle elektrikli araçlarda, ağırlık tasarrufu menzili doğrudan etkilediğinden bu teknolojinin uzun vadeli potansiyeli önemlidir.