Bilim insanları, dünya genelindeki su ekosistemlerinde meydana gelen oksijen kaybının, gezegenin biyosferini altüst edebilecek düzeyde ciddi bir krize dönüştüğü konusunda uyardı. 30 Haziran tarihinde Limnology and Oceanography dergisinde yayımlanan çalışma, sucul deoksijenasyonun küresel bir tehdit olarak kabul edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Gezegensel Sınırlar Çerçevesine Yeni Tehdit Önerisi
Araştırmanın öncüsü olan California Üniversitesi Santa Barbara bünyesindeki Ulusal Ekolojik Analiz ve Sentez Merkezi araştırmacısı Erica Ferrer, su ekosistemlerinin sağlığına bağlı olarak gezegenin stabilitesinin tehlikeye girdiğini belirtti. Bilim insanları, 2009 yılında oluşturulan ve dünyanın dengesini koruyan dokuz temel süreci tanımlayan Gezegensel Sınırlar çerçevesine, sucul deoksijenasyonun da eklenmesi gerektiğini savunuyor.
Sıcaklık Artışı ve Kirlilik Ekosistemi Vuruyor
Okyanuslardaki oksijen kaybının temel nedenleri arasında karbon emisyonlarının tetiklediği sıcaklık artışı yer alıyor. Isınan suların daha az çözünmüş oksijen tutabilmesi ve yüzey katmanlarındaki sıcaklığın oksijenin derinlere karışmasını engellemesi süreci hızlandırıyor. Ayrıca tarım, atık su boşaltımı ve endüstriyel süreçlerden kaynaklanan azot ve fosfor kirliliği, alg patlamalarına neden olarak oksijen tüketimini artırıyor.
Kritik Kayıplar ve Gelecek Öngörüleri
Avrupa Birliği'nin çevre izleme girişimi Copernicus verilerine göre, okyanuslar 1950'lerden bu yana çözünmüş oksijenin yaklaşık %2'sini kaybetti. Yüzyıl sonuna kadar bu kaybın %1 ile %7 arasında daha artması bekleniyor. Araştırmacılar, bu durumun geri döndürülemez etkiler yaratabileceği uyarısında bulunarak durumu izlemek için çözünmüş oksijen konsantrasyonu gibi dört temel gösterge önerdi.
Ne anlama geliyor?
Su altında yaşayan canlıların nefes alabilmesi için su moleküllerinin içindeki oksijene değil, suyun içinde çözünmüş halde bulunan gaz formundaki oksijene ihtiyaçları vardır. Sıcaklık yükseldikçe gazların sıvı içerisinde çözünme kapasitesi azalır, bu da suyun canlılar için yeterli nefes alma alanı sunamamasına yol açar.
Sulara karışan kimyasal maddeler, mikroskobik bitkilerin kontrolsüzce çoğalmasına sebebiyet verir. Bu canlılar öldüğünde, onları parçalayan mikroorganizmalar ortamdaki mevcut oksijeni hızla tüketir. Bu durum, suyun belirli bölgelerinin tamamen oksijensiz kalmasına ve deniz canlılarının yaşam alanlarının daralmasına neden olan ölü bölgeler oluşturur.
Sektörel açıdan bu durum, denizel ekosistemlerin zincirleme olarak bozulması anlamına gelir. Oksijen seviyelerinin düşmesi, biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve su ekosistemlerinin karbon tutma gibi doğal işlevlerini yitirmesine yol açar. Bu mekanizmanın bozulması, iklimle ilgili diğer çevresel süreçlerle etkileşime girerek küresel dengeyi sarsan bir döngü yaratır.





Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.