Güney Afrika'daki Rising Star mağara sisteminde bulunan Homo naledi türüne ait tüm iskeletlerin genetik olarak dişi olduğu ortaya çıktı. 335 bin ile 236 bin yıl öncesine tarihlenen kalıntılar üzerinde yapılan protein analizleri, bu durumun bir tesadüf olamayacak kadar düşük bir ihtimal olduğunu gösteriyor.

Diş minesindeki proteinler cinsiyeti belirledi

Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden Palesa Madupe ve ekibi, mağaranın dört farklı odasından çıkarılan 23 dişi inceledi. Bebeklerden yaşlı yetişkinlere kadar en az 20 farklı bireye ait olan bu dişlerde, sadece X kromozomunda kodlanan AMELX proteinine rastlandı. Erkek bireylerde bulunması gereken Y kromozomu kaynaklı AMELY proteini ise hiçbir örnekte tespit edilemedi.

Kültürel bir ritüel ihtimali güçleniyor

Araştırmacılar, 20 farklı örneğin tamamının dişi çıkma olasılığının yüzde 0,0000954 gibi son derece düşük bir oran olduğunu vurguluyor. Bu bulgu, paleoantropolog John Hawks ve Lee Berger gibi uzmanları, bu canlıların ölülerini mağaraya bilinçli olarak yerleştirmiş olabileceği ya da belirli toplumsal roller nedeniyle sadece dişilerin mağaraya girdiği şeklinde bir kanıya yönlendiriyor.

Ne anlama geliyor?

Kalıntıların cinsiyeti, antik canlıların diş minesindeki özel proteinlerin incelenmesiyle belirleniyor. Bu yöntem, kemiklerin yapısından cinsiyet ayrımının yapılamadığı çok eski örneklerde kesin sonuçlar veriyor. Proteinlerin genetik kodlarla ilişkisi, binlerce yıl geçse bile yapısını koruduğu için geçmişteki popülasyonların demografik yapısını anlamaya yardımcı oluyor.

Bu tür bulgular, antik toplulukların sosyal organizasyonlarını ve davranış biçimlerini aydınlatıyor. Özellikle belli bir cinsiyetin yoğunlaştığı alanlar, geçmişteki görev dağılımları veya gömme gelenekleri hakkında somut veriler sunuyor. Bu durum, canlıların sadece biyolojik evrimini değil, aynı zamanda toplu hareket etme ve belirli ritüeller geliştirme yeteneklerini de kanıtlıyor.