Milyonlarca yıl boyunca biyologlar, ilk tetrapodların (300 milyon yıldan fazla bir süre önce kara üzerinde yaşamaya başlayan ilk omurgalılar) modern amfibiler gibi geliştiğini düşündüler. Bu canlılar tamamen sulu ortamda yaşayan melek larvaları olarak başlayıp daha sonra karada yaşayan yetişkin haline dönüşürdü. Ancak yeni araştırmalar bu temel varsayımın yanlış olduğunu gösteriyor.

Embolomerlerde direkt gelişim bulundu

Araştırmacılar, yaklaşık 300 milyon yıl önce yaşamış olan embolomerlere (timsah ile yılan balığının melezi görünümünde, keskin dişlerle dolu büyük kafatasına sahip etobur deniz canlıları) odaklanarak çalışmalar yürüttü. Field Müzesi'nde onlarca yıldır muhafaza edilen FMNH PR 1082 fosili çok genç bir emboleomer olduğu ortaya çıktı. Bu yavru hayvan, dış solungaçlara sahip olmayıp kemiklerinde kemikleşme belirtileri gösteriyordu. Tipik bir kurbağa taı gibi metamorfoz geçirmemiş, bunun yerine küçük bir yetişkin gibi görünüyordu.

Geniş kapsamlı bulgular elde edildi

Araştırma ekibi, diğer müzelerin fossil koleksiyonlarını inceleyerek farklı ilk tetapod türlerini inceledi. Limbi tamamen kaybetmiş olan Phlegethontia longissima türü ve 20 ila 30 milyon yıl daha eski megalichthyid türlerinin yavruları da benzer şekilde dış solungaçsız, direkt gelişim gösteren özellikler taşıyordu. Hiçbir türde kurbağa taı benzeri bir aşama tespit edilmedi.

Karada yaşamaya geçiş daha zordu

Direkt gelişim sayesinde bu hayvanlar metamorfozdan geçmiyordu, fakat bu durum aslında yaşamlarını daha zor hale getirmiş olabilir. Kurbağa taı aşaması olmadan, yavru embolomerlerin başında çok ciddi sorunlar vardı. Aynı ortamda yaşayan daha büyük juvenil ve üç metrelik yetişkinlerle kaynaklar için rekabet etmek zorundaydılar. Ayrıca zayıf gelişmiş bacaklarıyla karada uzun mesafeler hareket edemiyordu ve muhtemelen yumurtladıkları yerde hapsediliyorlardı.

Amfibi metamorfozunun yeni bir adaptasyon olabileceği

Araştırmacılar, amfibi metamorfozunun ilk hayvanların sudan çıkıp kara işgal etmesini kolaylaştıran antik bir evrimsel basamak olmayıp, aksine amfibiyelerin su-kara geçişinin zorlukları karşısında daha sonra geliştirdikleri bir evrimsel yenilik olabileceğini öne sürüyor. Bu bulgu, metamorfozun basit veya ilkel bir özellik değil, tamamen yeni ve özgün bir adaptasyon olabileceğini düşündürüyor.